Kullanıcı Girişi | Üyelik
 
 
ERIS PLUVIA
RINGS OF EARTHLY LIGHT
bay.c | 15.05.2012
Ünal Gökaydın için;

1992 yılıydı sanırım. Benim gibi Progresif sever bir yakınım, "Burada mükemmel bir grup var ama anonslarda İtalyan oldukları haricinde ki bölümü yakalayıp kayda alamadım maalesef diyerek bir Radyo programından çektiği kaseti bana verdi. Böylelikle yıllar boyu ismi muallak, soundlarını Camel ve Marillion'a benzettiğim grubun şarkıları beynimde yankılandı durdu. Aradan uzun yıllar geçti, sayısız albüm dinledim ama o şarkıların sahibini bulamıyordum bir türlü, resmen bir takıntı haline gelmeye başladı, tonlarca İtalyan grup dinledim ama yok, yok, yok onları bulamıyordum.

Tam ümidimi kestiğim anda, yaklaşık beş ay önce uyku halinde arşivimi kurcalarken, birden bire kulaklarıma inanamadım, onlardı !!! "You'll Become Rain" parçası ve "Eris Pluvia"... O tatlı melankoli o tarifi imkansız mükemmel müzik onlara aitti. Bir dostun hediye ettiği normal bir ömür süresince tek tek dinlenmesi imkansız GB'lar dolusu mp3 arşivim içinde tesadüfen onları bulmuştum. Yaklaşık 20 yıl sonra albümü baştan sona dinleme şansını bulmanın verdiği mutlulukla, tam anlamıyla baş yapıt olan bu albümü en az bir ay mp3 çalarımdan çıkarmadım.

"Progresif Rock'a blok flüt bu kadar çok yakışabilirmi? bu ne tatlı bir hüzündür böyle? Bunlar nasıl incelikli bestelerdir?" diye sorup durarak ilk kez fazla yakın olamadığım İtalyanların hakkını teslim ettim. Özellikle kısa süresiyle, öz etkisiyle bünyeyi harap eden You'll Become Rain ve mükemmel gitar ve saksofon solaları ile süslü The Way Home isimli şarkılar tabiri caizse ruhumu içimden çıkarıp duvara fırlattı.

Evet bir şarkıda söylendiği gibi geç buldum ama çabuk kaybetmeyeceğim seni Eris Pluvia. En azından bir yerlere not etmek maksadı ile buraya yazdım zaten. Bu güzelliği benim gibi uzun zaman beklemeden tüm Progsever dostlarım tatsın diye.

IT BITES
MAP OF THE PAST
enchant | 10.04.2012
İngiltere’nin bu prog pop sevdası durdurulamayacak cinsten. Bunun sebebi de geçmişte Marillion’un ve Pendragon’un bazı eserlerinde kullandığı popüler melodiler ve daha sonraki yıllarda Big Big Train’in özellikle ilk albümü Goodbye to the Age of Stream’de bunu devam ettirmesiydi ve bu da aralarındaki etkileşimi hiç bitirmedi. Yıl 2012 olmuş hala progresif şarkılara pop etkileri katmakla uğraşıyorlar. Bundan çok rahatsız değiliz aslında önümüzde bunun çok başarılı bir örneği duruyor.

80’li yılların ortalarında müziğe başlayan bu topluluk ilk elden Marillion, Pendragon gibi grupların izinden gitmiş ve sonra da yeni albümleriyle müzikal çizgisini daha geniş rotalara taşımış. Özellikle grubun ikinci albümü Once Around the World ve Arena’nın gitaristinin yer aldığı The Tall Ships çok başarılıydı. Şimdi ise Map of the Past ile huzurlarımızdalar. Evet, yanlış okumadınız Arena’nın gitaristi John Mitchell bu toplulukta çalıyor hem de söylüyor. Ben onu bu grupta prog pop söylerken Neal Morse’a çok benzetiyorum öyle ki söylediği şarkılar ve o hissiyat tıpkı Neal Morse’un ilk albümüne benziyor. Bunun dışında Spock’s Beard’ı anımsatan hatta daha da ileri gidersem alternatif rock grubu the Wallflowers’ı anımsatan yerler de oldukça fazla. Bana göre ilk orijinal vokalisti olan Francis Dunnery’den de çok başarılı John Mitcell, dinleyin hak vereceksiniz. Klavyedeki John Beck zaman zaman harikalar yaratsa da John Mitchell’ın o tertemiz bazen heyecanlı çaldığı o gitar melodileri kesinlikle daha heyecan verici. Daha önce Kino adlı grupta da karşımıza çıkan Mitchell’ın It Bites’da gösterdiği performans çok daha iyi ve çok daha ön planda.

Albümde Wallflower başta olmak üzere Map of the Past, Clocks senfonik yapının tavan yaptığı Send No Flowers ve Cartoon Graveyard gibi ilginç prog pop şarkıları mevcut. Meadow And The Stream ise Genesis ve Spock's Beard'ı oldukça anımsatıyor. Big Big Train’in ilk dönemlerinden hoşlanıyorsanız ya da pop melodiler duymak istiyor ya da John Mitchell neler yapmış söylemiş merak ediyorsanız buyurun bu başarılı albüme…

BLUE MAMMOTH
BLUE MAMMOTH
enchant | 08.04.2012
Blue Mammoth'un geçmiş öyle çok eskiye dayanmıyor sadece birkaç senelik mazisi mevcut. Geçtiğimiz senenin en dikkat çekici ilk albümlerinden birisini yayımlayan topluluk yeni grup olmanın hem avantajını hem de dezavantajını kullanıyor. Bir ilk albüm dolayısıyla geçmişten getirdikleri beste birikimlerinin hepsini bu albümde toplayan bu yeni topluluk referanslarının çoğunu da 70'li yıllardan alıyor. Brezilya çıkışlı olmaları öyle çok farketmemiş, ne kendi yerel enstrümanlarını kullanmışlar ne de farklı bir şeyler mevcut, sadece İngiliz prog müziğinin ve dolayısıyla Avrupa'da icra edilen neo-prog örneklerinden sadece senfonik olmaları dolayısıyla ayrılıyor. Kullandıkları flüt, çello gibi enstrümanlarda müziğin senfonikleşmesinde önemli rol oynuyor.

İlk albümde çok yoğun bir klavye partisyonları kullanmışlar ve neredeyse bu klavye tonları müziğin geri kalanını domine etmekle kalmamış albüm boyunca siren sesi gibi bazen rahatsız edici düzeyde bazen de kararında kullanarak olayı geçiştirmişler. Piyanonun da klavye ile verilişi pek iyi olmasa da çok amatörce duyulsa da dinledikçe alışıyorsunuz. Davul oldukça çiğ kaydedilmiş, gitarlar dedimiz gibi klavyenin oldukça gerisinde duyuluyor. Bunu bence bilerek yapmışlar geçmişe ait izler taşısın diye ancak bazen dediğimiz gibi rahatsız edebiliyor. 80'li yılların Kansas, Styx gibi grupların çerçevesinde oluşturulan tonlar etrafında ELP, Deep Purple etkisi de kulaklardan kaçmayan diğer etkileşimler.

Albüm üç hikâyeden oluşan belirli bir konsept çerçevesinde ilerliyor. Bu açıdan son dönemde ortaya çıkan ve kavramsal ilerleyen Mystery'nin ve Asia'nın son dönemde yaptığı işlerden "Phoenix" v.b. çalışmaları da hatırlatmakta. Zaman zaman duygusallaşan müziğin ardında çok güçlü bir müzikal yapı olduğu da kulaklardan kaçmıyor. Yeni bir grup ama birikimleri olduğu gün gibi açık. Vokalleri gerçekleştiren aynı zamanda grubun klavyecisi Andre Micheli. Diğer grup elemanları da vokaller konusunda geri kalmıyorlar.

"The King of Power", "Winter Winds" ve kompozisyonun artık tavan yaptığı "Growin' adlı çalışma albümün en iyilerinden. Düş gibi ilerleyen "Who We Are", bir hikâye anlatıcı gibi ilerleyen "The Same Old Sad Tale", "Hero" ve müziğin ilk önce YES semalarına uğrayıp sonra sertleştiği "The Sun's Face Through Dark Clouds" ise albümdeki nitelikli çalışmalardan birkaçı. Bestelerin enstrümantal ilerleyen bölümlerinde çok değişik tatlar bulabileceğiniz bu kapağı muhteşem albüm geçen senenin en iyi kayıtlarından birisiydi.

CAMEL
MIRAGE
omardiyejon | 12.02.2012
Mirage, progressive rock tarihinin bana kalırsa yanına pek de yanaşılamamış, eşi benzerine rasgelmenin imkansıza yakın olduğu, türün o değişken yapısı içerisine bile diğerlerinden ayrı, tek başına durabilen nadir albümlerinden birisi.

Yüzeysel bir tanımlama yapmak istersek mirage için, 'son derece agresif bir canterbury scene albümü' yorumunu yapabiliriz. zira bol tekrara dayalı saykodelik öğeler, emprovizasyon gibi değil gibi enstrüman kullanımı, akıp giden sololar, çok temel agresif rock'n roll yürüyüşleri ve naif caz tınılarının beraber servis edildiği bir albümden bahsediyoruz. tabi yer yer flütle sağlanan o senfonik altyapıyı da görmezden gelmemek gerek.

Albümün hissi konusunda yukarda da belirttiğimiz gibi öne çıkan öğe bana kalırsa agresifliği. fakat o tadına doyamadığımız ve bizleri bizden alan camel naifliği de duyguları sıkça harekete geçirmekte. özellikle flütle sağlanan melodik yapı yer yer o kadar muhteşem bir hal alıyor ki yaşamak isteyip isteyebileceğiniz en yoğun hazları yaşıyorsunuz müzik adına. dinleyiciye tatmak istediği her türlü duyguyu her dinleyişte farklı bir şekilde sunabilir mirage. ruh halinize göre şekil alır ve sizi her türlü sarıp sarmalar.

freefall albümün agresifliği konusunda ipuçları vererek başlayan bir şarkı. supertwister ise albümün diğer yüzünün temsilcisi, naif ve kırılgan. son derece melodik. nimrodel albümün en hakkı yenen şarkısı. sirk müziği tarzında görkemli bir giriş, dinamik bir flüt çalımı ve bardens'in ipleri ele alması. earthrise lady fantasy sillesinin ağır gelmemesi adına güzel bir agresiflik içermekte.

ve lady fantasy...türün en muhteşem şarkılarından birisi. kendisini anlamak için latimer ustanın icrası esnasında ağladığı görüntüleri izlemek gerek. o anı hissedebilmek için çaba göstermek gerek...

camel imparatorluğunun başkentidir mirage. hazmetmek için sona bırakın. fakat başarabildiğinizde bir daha terketmeyin, zira kaledesinizdir. ucuz, özensiz ve değersiz müziğe karşı yakaladığınız zaferin tadını çıkarın.

MILLENIUM
PUZZLES
enchant | 24.01.2012
Bazı müzik topluluklarını insan kendisine saklar ya bu grupta benim için öyle oldu ama böylesine iyi bir topluluk olunca paylaşmakta gerekli diye düşündüm. Millenium köklerini Marillion, IQ, Pendragon’dan alan klasik bir neo-progressive topluluğu. Polonya’dan çıkan Collage, Satellite ya da Riverside gibi içe dönük, karamsar portreler çizmiyorlar aksine Quidam gibi iyi hisler hissettiren pozitif bir müzik yapıyorlar ama duygusallığı da (gitarist Piotr Plonka’nın Steve Rothery sevgisiyle…) elden bırakmıyorlar. Bazen müziği iyice derinleştirip dramatikleştiriyorlar da… 90’ların sonunda kurulmaları ve o zamanlardan bu zamanlara hiç aksatmadan albümlerini çıkarmaları da çok çalıştıklarını gösteriyor.

İlk dönem albümleri o dönemki tonlara göre oldukça çiğ fakat yıllar geçtikçe stüdyoların ve stüdyo aletlerinin başındaki isimlerin teknolojinin yardımıyla nasıl da kusursuz albümler ortaya çıkardıklarını gösteriyor. Puzzles benim için kusursuz bir başyapıt. Çift cd’den oluşan albümdeki besteler genellikle 5 dakikanın üzerinde ve albümü dinlerken müzikal bir doyum hissediyorsunuz. Akustik pasajlarla birlikte, elektro gitarın o geçmiş döneme ait neo-progressive tınlaması ve bununla birlikte sizi duygusal bir derinliğe sürüklemesi de Millenium’un başardığı bir çok noktalardan bir kaçı.

Puzzles konsept bir albüm ve albümdeki şarkıları dinlediğimde aklıma ilk Jadis’in albümleri geldi. Ayrıca İngiliz grup Big Big Train’in ilk dönemleri ve IQ’nun son dönem işleri de aklıma gelen diğer isimlerdi. Neo-progressive deyince mutlaka ya Marillion’dan ya da IQ’dan etkileniyorsunuz. Yok belli bir ülkenin topluluğuysanız Satellite ya da Collage gibi gruplardan da etkilenebiliyorsunuz. Millenium ise bunları harmanlayan yapısıyla kendilerinden de pek çok şey katarak eskilerin izinden gidiyor. Albümde şu şarkı iyi bu şarkı iyi demeksizin (“Broken Rule”daki klavyeler nedir öyle!”) bu çalışmaya bir kulak atmak gerekli derken aslında bir puzzle’ı yaratmaya bir bulmacayı çözmeye davet ediyorum. Sabah kalkar kalkmaz açın çalsın bir kenarda 1,5 saat öylece, öylesine güzel bir albüm bu!

KURTALAN EKSPRES
YENI BIR GüN
bay.c | 15.12.2011
Genelde Rock özelde Progressive Rock adına yurdumuz topraklarından çıkan tartışmasız bir başyapıt.

Psychodelic'den, Progressiv'e, funk'dan fusion'a oradan Rock ve Folk'a her türlü müzikal tarzın aynı potada başarılı bir şekilde kaynaştığı bu kayıtta Kurtalan Expres'in soundunu tam anlamı ile oturttuğunu gözlemliyoruz. Barış Manço üzerine çok şey yazıldı ve söylendi, frontmenliği, müzikal karizması, yazdığı basit ama vurucu sözlerle Türk popüler müziğinde efsaneleşmiş bir karakter üzerine çok fazla ekleyecek bir şey yok bunun yanında Kurtalan'ı oluşturan diğer müzisyenler için bir kaç kelam etmek gerekirse; en başta Ahmet Güvenç'in ülke sınırlarını aşan dünya çapında bir bas gitarist olduğunu, Kılıç Danışman'ın kullandığı tonların mükemmelliği ve özgünlüğünü, dipten ve derinden giden görevini başarıyla tamamlayan rahmetli gitarist Bahadır Akkuzu'nun başarılı performansını, Caner Bora ve Celal Güven'in incelikli ritim işçiliğini ayakta alkışlamak gerek. Albümde boş şarkı yok şarkıların hepsi klasikleşmiş, sadece Türkiye sınırları içerisinde değil bu müziği takip eden diğer ülke dinleyici ve eleştirmenlerinin de arşivinde yer alan kayıtlar.

Kuşaktan kuşağa dinlenmeye devam edecek artık klasikleşmiş böyle mükemmel bir albümü müziğimize kazandırdığınız için sonsuz teşekkürler Kurtalan Expres diyerek, bu vesile ile Barış Manço ve Bahadır Akkuzu'nun aziz hatırası önünde bir kez daha saygı ile eğiliyorum.

 
1
2
3
4
5
6
7
 
ASIA'dan yeni albüm.
Storm Corrosion
Levon Helm'i kaybettik!
Galahad'dan yeni bir albüm...
Yeni çıkacak Blu-Ray ve DVD'ler.
Mr. Gil iş başında...
Citizen Cain ve "Skies Darken".
Benoît David ve Mystery hakkında...
Subterranea Vinyl'de...
The Flower Kings yeniden...
 
 
 


2006 - 2010 Progturk.com
Bu site progarchives.com'dan esinlenerek hayata geçirilmiştir.
Destek: Last.fm ProgressiveTR grubu
Kodlama ve Tasarım: Anıl "megamefta" Okay