1990'ların başında 'Polonya'da kurulan topluluk 'Collage' ilk başlarda sadece 'Polonya'lı müzikseverlerin takibindeyken bahsini açtığımız 'Moonshine' başyapıtı ile global anlamda tüm dünyadaki 'Progressive Rock' severlerin dikkatlerini üzerine çekmiştir. İkinci dünya savaşında yaşanan soykırım trajedisinden canı en fazla yanan, daha sonra gelen baskıcı 'Stalinist' rejim ile daha da fazla içine kapanan kasvetin ve hüznün ülkesi 'Polonya'dan çıkan, müzikten, filme, resimden, edebiyata çeşitli dallarda eserler vermiş tüm sanatçılarda görülen melankolik mod 'Collage'in müziğine de yansımıştır haliyle.
Albümde, 'Polonya'nın yerel motifleriyle beslenmiş, olağanüstü bir müzikal zenginlik ilk göze çarpan özellikler. Her enstrüman, ilmek ilmek bu inanılmaz sound'u ince ve oldukça zevkli bir işçilikle örmüş sanki. Albüm her dinlendiğinde insanı değişik ruh katmanlarına sokup, tatlı bir melankoliyle sarmalayan bir özellik taşıyor. Zaman zaman meydan okuyucu büyük bir senfonik görkem ile patlama yapan besteler, kimi zaman içe dönük kırılgan bir boyuta dönüyor. Tüm bu özellikleriyle müzikalitenin hızına yetişemeyip, baş döndürücü bir temponun kollarına kendinizi bırakmaktan başka bir çare bulamadığınız bir kayıt ile karşı karşıya kalıyorsunuz. 'Robert Amirian', bestelerin ruhuna uyan duygulu ve başarılı vokaliyle göz doldururken, 'Mirek Gil' bir gitarist için en zor olanı başarıp özgünlüğü yakalayarak, bambaşka gitar tekniğiyle adını albümün yıldızları arasına yazdırıyor. Bunun yanında, albümün başarılı soundun'da önemli bir pay sahibi olan 'Polonya'nın klavye dahisi 'Krzystof Palczewski' ve aksak ritim olayının dibine vurmuş baterist 'Wojtek Szadkowski'nin büyük katkılarını es geçmemek lazım.
Son paragraf olarak, bu gün 'Riverside' ile patlama yapan 'Polonya Progressive Rock'ından artık bir ekol olarak bahsediyorsak, bu durumda belkide en büyük pay sahibi olan 'Collage'i tanımak isteyen müzikseverler için yapılacak en doğru tercih 'Moonshine' albümünü dinlemek olmalı diyor, albüm ile ilgili yorumlarımı burada noktalıyorum. |