Kullanıcı Girişi | Üyelik
 
 
KING CRIMSON
LARKS' TONGUES IN ASPIC
Dark-Dream | 13.09.2009
Tartışmasız en iyi King Crimson albümlerinden biri, daha ilk şarkıdan 13:36 dk boyunca King Crimson'ın şizofren müzik anlayışını derinlemesine hissediyorsunuz, sakin başlayan melodik bir giriş, ardından kendini yenileyen ritimler ve ani gitar çıkışları, ilk şarkı devamlı loop yapılıp dinlenecek tarzda, tabii bu albüm 1970lerde çıktığı için yoğun bir psychedelic etki mevcut, sonraki dönemleri gibi yoğun 2'li gitar kullanımları ve arpejler yok fakat tabiikide solo pasajlar yine fazla miktarda mevcut ve sound olarak da sonraki dönemlerden ayrılıyor.

İlk şarkı hazmedilebilirse ardından Book of Saturdays ve Exiles gibi 2 adet dinlendirici şarkı geliyor, özellikle Exiles geleceği gören cinste bir ballad. Hiçbir dönem eskimeyecektir ve son 3 şarkı, tam anlamyla progressive'in ve psychedelic'in dibine vuran şarkılar, bu şarkıları en iyi anlatacak kelime sanırım kaostur.

ALAN PARSONS PROJECT
I ROBOT
bay.c | 09.09.2009
İkinci albümlerinde de, edebiyat ile yakın temasını sürdürmeye devam eden Alan Parsons Project, bu kez bilim kurgu edebiyatının önemli isimlerinden Isaac Asimov'un baş yapıtlarından 'I Robot' isimli kitabını konu edinir kendine.Teknolojinin mutlak hakimiyeti altında, insanoğlunun her türlü ihtiyacının robotlar tarafından karşılandığı kurgusal gelecek, kitabın ve albümün ana temasıdır.

Bu konsepti müzikal yönden desteklemek isteyen grup albümün genel soundunu elektronik progressive yönüne çevirmiş diyebiliriz. Açılış bu atmosferi perçinliyen albüm ile aynı adı taşıyan enstrümantel ' I Robot' parçasıyla yapılır. Enstrümantel demişken ilk iki albümde rastladığımız, bundan sonraki albümlerde rastlayacağımız ilginç bir durum için ayrı bir parantez açalım. Grubun isminden haberdar olamayan pek çok kişinin Alan Parsons Project dinlemeye başladığında, ' ben bunları bir yerlerden duymuştum' hissiyatına kapılmaları radyo ve televizyon dünyasındaki program yapımcılarının Alan Parsons Projecti sıklıkla tercih etmeleriyle alakalı bir durumdur. Halen pek çok, haber jeneriği, belgesel yapımları ve radyo jingle'larında Alan Parsons Project enstrümantelleri kullanılmaktadır ' I Robot' parçası'da bu örneklerden biridir.

İkinci şarkı ' I Wouldn't Want To Be Like You' funky yapısıyla genel Alan Parsons Project soundu içersinde en farklı bestelerden biri olarak göze çarpmakta. Ardından gelen melodik ve senfonik zenginliğin göz kamaştırıcı örneği olan ' Some Other Time' ile birlikte oldukça görkemli bir şekilde başlayan albümün ardından gelen besteler ile birlikte kalite ve heyecan temposu yavaş yavaş düşmeye başlar bana göre. Her şeye rağmen Alan Parsons Project'in en önemli kayıtları arasında gösterilen 'I Robot' grubun müziğini sevenlerin arşivinde bulunması gereken önemli albümler arasında yer almaktadır.

TANGERINE DREAM
FORCE MAJEURE
ahmetkemalyildiz | 07.09.2009
Tangerine Dream’in biricik vokalli, şahsımın ilk dinleyişte aşık olduğu Cyclone albümünü bir kenara koyarsak, Force Majeure grubun en iyi albümü olarak zikredilebilir, bu satırları yazan er kişi tarafından. Neden mi? Bu albümde Yaradan’ın kullarına verdiği müzisyenlik ilhamının en üst seviyesine şahit oluyorsunuz da ondan! Bizim gibi fanilerin deyimiyle, müzikal orgazma ulaşıyorsunuz. Hele ki bu başyapıtı icra eden bir avuç müzisyen ise, ona ne demeli? Müzik tarihinde bunu yapabilen fanilerin sayısı git gide azalıyor. Başından sonuna kadar her notasıyla kutsal kabul ettiğim bu albüm için, ‘dinlememekte ısrar ederseniz çok şey kaybedersiniz” cümlesini zikretmekten başka hiçbir şey yapamıyorum sevgili dostlar.

ELOY
SILENT CRIES AND MIGHTY ECHOES
megamefta | 07.09.2009
Bana göre Floating ile beraber Eloy'un en iyi plağıdır. Floating Eloy'un yükselişe geçmesini ve progressive arenasına girmesini sağlayan albümken, Silent Cries And Mighty Echoes kendi tarzını ve karakterini yakalamış bir grubun bütün özelliklerini en iyi yansıttığı olgunluk dönemi albümü olarak dikkat çeker. Grubun 70lerde yaptığı son albümdür ve bu albümden sonra grupta dağılmalar yaşanacak, efsane kalite bazında biraz durulacaktır.

Ayrıca albümün plağında "eternal love to all the gypsies and to our families.let's spill all our good vibrations and dwell in the houses of lord forever" yazmaktadır.

ALAN PARSONS PROJECT
TALES OF MYSTERY AND IMAGINATION EDGAR ALLAN POE
bay.c | 10.08.2009
Alan Parsons Project'in iyi kötü, çok kimseler tarafından bilinen hikayesine göre; Baetles ve Pink Floyd gruplarına stüdyo emekçisi ve ses mühendisi olarak hizmet vermiş, unutulmaz Dark Side of the Moon albümündeki katkılarıyla müzik otoritelerinin takdirini kazanmış, Alan Parsons ilerleyen zamanla birlikte artık bestelerini ve müzikal fikirlerini paylaşacağı kişler bularak kendi albümlerini hayata geçirmek ister. Bu yolda uzun yıllar en büyük arkadaşı ve yoldaşı olacak, birlikte Alan Parsons Project tarihinin en önemli albümlerini çıkartıcakları Eric Woolfson ile yolları kesişir. İki kafadarın düşüncesi yanlarına kaliteli stüdyo müzisyenlerini alarak kavramsal temelli stüdyo albümleri yapmak, konser ve turne olaylarına çok fazla yanaşmamaktı. Öyle ki bu düşünceleri sonucu Alan Parsons Project adı altındaki oluşum hiç konser vermedi ya da turneye çıkmadı diyebiliriz. İkili ayrıldıktan sonra Eric Woolfson kafasındaki rock müzikallerini canlandırmak için sahneye çıkmaya başlamış aynı şekilde Alan Parsons'da, Alan parsons Live Project'i kurarak 90'lı yılların başından itibaren konser verip, turnelere çıkmaya başlamıştır. Grubun erken dönemlerindeki alınan konser ve turnelere hayır kararı, Alan parsons Project'in idaalı bestelerine rağmen çok fazla popüler olmamasının en büyük etkenlerinden biridir belkide. Bu kısa, grup tarihine göz atış girizgahından sonra asıl konumuz olan albüme gelelim.


Grubun, albümün isminden anlaşıldığı üzere Edgar Allan Poe'nin kısa hikayeleri ile ilgili konsept olarak tasarladığı albümün en ilginç taraflarından biri yaratılan gizemli müzikal atmosfere efsane oyuncu-yönetmen Orson Welles'in şarkı aralarındaki dramatik Poe pasajları okumalarıyla büyük katkı sağlamasıdır. Albüm ' A Dream within a Dream' isimli enstrümantel ile açılır. Daha sonraki albümlerinde rastlayacağımız klasikleşmiş, mükemmel Alan Parsons Project enstrümantellerinin ilk örneğidir bu çalışma. Ardından gelen The Raven, 'The Tell-tale Heart, The Cask of Amontillado, ( The System of)...' isimli vokalli şarkılar, senfonik altyapıyla müthiş uyum sağlayan, Rock müzik ile ilgili olmayanlara bile kendini sevdirecek tarzda kulak ve radyo dostu parçalarla bezeli klasik Alan Parsons Project soundunun ilk örnekleridir. Albümün ikinci yüzünde 'The Fall of the House of Usher' başlığı altında beş bölümden oluşan yarattığı gerilimli atmosferle Poe ruhunun müzikal yansıması olarak nitelendirebileceğimiz ikinci uzun enstrümantelden sonra kapanışı yapan 'To One in Paradise' isimli mükemmel vokalli dingin parça gerilen bünyeleri gevşetir, albüme tatlı bir kapanış yapma görevi üstlenir.


Genel anlamda bu ilk albümden görüleceği gibi müzik otoritelerince Pink Floyd müziğinin izinden gitmekle suçlanan, fazlasıyla melodik olmasından dolayı kemik progresif sever tayfa tarafından bir anlamda hafif ve pop bulunan bu grubu, her şeye kulaklarını kapayarak seven ve sevmeye devam edecek olan bendeniz, bu muhteşem projenin diğer albümlerinide mercek altına karar vermiş durumda, ilgilenelere duyurulur. Bu vesileyle grubun diğer albüm krıtiklerinde görüşmek üzere şimdilik eyvallah...

ALAN PARSONS PROJECT
AMMONIA AVENUE
freefall | 10.08.2009
Ammonia Avenue albümü Alan Parsons Project'in 1984'te çıkarmış olduğu yedinci albümüdür. İsminin telaffuzu her ne kadar ilk bakışta zor gibi gelse de, kolaymış derken "Acaba nerden geldi bu garip isim?" deyip biraz araştırınca, Eric Woolfson'ın Billingham'da bir sokakta döşenmiş borunun üstünde ve Ammonia Avenue yazılı bir levhadan geldiğini öğrendim.

Öncelikle belirtmek isterim ki Eric Woolfson'ın Pink Floyd'un "Dark Side of the Moon" albümünde ses mühendisliği yapması, bu iki grubun soundunun birbirine benzemesine büyük etken olduğu kanaatındeyim. Özellikle albümün açılış şarkısı olan Prime Time'daki parçayı süsleyen sololar çok benzer.

Bu sound benzeşmesini geride bırakalım ve yavaş yavaş albüm nasıl ona bir bakalım. Sound konusunda geçen, açılış parçası olan Prime Time, Eric Woolfson'ın yumuşak vokaliyle albümün en iyi şarkısı olmayı hak ediyor. Albümün ikinci şarkısı olan Let Me Go Home ise diğer şarkılara nazaran biraz daha hareketli ve o yumuşak vokallerden biraz uzak. Tam bundan bahsetmişken One Good Reason geliyor imdadımıza. Alan Parsons Project'te anlamış olmalı ki yumuşak vokalden uzaklaşmak dinleyicilerini pek sevindirmeyecek, eski usule dönelim demiş. Yine de, Let Me Go Home'a yakışan vokal, tabii ki o biraz daha sert olan vokaldir. Diğer şarkılar bir yana deyip, rotayı Ammonia Avenue'ya çeviriyorum. Albümün kapanış şarkısı olan Ammonia Avenue tam bir kapanış şarkısı niteliğinde. Öyle bir havası var ki. Hani biz albümü yaptık, şarkılar da bu, finale de bunu koyduk der gibi. Muhteşem bir şarkı. Elveda derken kullanabilinecek cinsten. Bir de yazıyı noktalamadan Don' Answer Me şarkısı için bir öneride bulunmak istiyorum. Bu şarkıyı, her türlü uzun yolculuklarda başınızı pencereye yaslayaraktan dinlemenizi öneririm.

Albümü de derecelendirelim tam olsun. Bu şahane albüme, 5 üzerinden 5 veriyorum.

Yazım hataları varsa affola.

 
8
9
11
 
Steven Wilson ve Mikael Akerfeldt'den yeni albüm
Gazpacho'dan Yeni Albüm
Blackmore's Night'dan yeni bir albüm haberi.
Yeni bir Türk Progresif Rock topluluğu: Nemrud
Renaissance'den yeni bir DVD...
Tarihi buluşma
Renaissance geri döndü...
ELP'den boxset müjdesi.
Alan Read ilk solo albümü için stüdyo'da.
Rush'ın yeni albümünün ismi ve tarihi
 
 
 


2006 - 2010 Progturk.com
Bu site progarchives.com'dan esinlenerek hayata geçirilmiştir.
Destek: Last.fm ProgressiveTR grubu
Kodlama ve Tasarım: Anıl "megamefta" Okay