Alan Parsons Project'den görkemli bir kapanış...Grup, konsept olarak bu kez de psikanaliz'in babası Sigmund Freud'u konu edinmiştir, 'Freudiana' albümlerinde. Bu son albüm ile birlikte Alan Parsons ve Eric Woolfson'un yaklaşık 15 yıllık birlikteliği sona ermiş, Alan Parsons kendi ismi altında solo albümler çıkarmaya ve oluşturduğu farklı bir grupla turnelere çıkmaya başlarken, Eric Woolfson başta sözünü ettiğimiz albüm 'Freudiana' olmak üzere çeşitli müzikal projeleri canlandırmaya yoluna gitmiştir.
Freudiana kaydıyla birlikte, müzikalite açısından, grubun son dönemlerde yaşadığı form düşüklüğünden tamamiyle sıyrıldığını görmekteyiz. O muazzam Senfonik rock soundu geri dönmüş, bazı bestelerdeki homour duygusu, vodvil havası, Alan parsons Project müziğinde yeni ve ilginç ayrıntılar olarak ortaya çıkmıştır. Hemen hemen hiç bir boş bestenin olmadığı albümde, 'Freudiana', 'I Am A Mirror', Beatles göndermeli Little Hands, mizah dolu 'Funny You Should Say That', ve 'There But For The Grace Of God' bir nebze daha ön plana çıkan bestelerdir.
Sonuç olarak Alan Parsons Project, müzik tarihindeki büyük ismine yakışır bir şekilde mükemmel bir albümle takipçilerine veda etmesini bilmiştir.
TOOL
10,000 DAYS
ahmetkemalyildiz | 18.10.2009
İlk başta, zaten albümün adını duyunca insan irkiliveriyor hemen. Ne demek oluyor bu on bin gün? Yaklaşık yirmi yedi yıla tekabül eden bu günlerin bir sebebi hikmeti olmalı. King Crimson hayranı; dahi bir gruba öncülük eden dahi adam Maynard James Keenan’ın merhum annesi ölmeden önce sakat olarak geçirdiği yılların toplamıdır bu. Ayrıca bu yılların sonunda, yani on bin günün ertesinde öleceğini bizzat kendi ağzıyla evladına söylemiştir. Size anneniz böyle bir haber verseydi nasıl bir tepki verirdiniz? Canınız, ciğeriniz olan annenizle birlikte, hele ki onun öleceği günü bildiğiniz halde, hayatınızı devam ettirebilmeniz için kendinizde nasıl bir ruh hali belirirdi? En yalın ifadeyle, yaşamdan zevk alabilir miydiniz? Gülerken ya da ağlarken aklınıza sizin dünyaya gelmenize vesile olan ananız gelmez miydi? Baba da ana da birdir bizim kitabımızda. Ama sizi belirli günlerde (yaklaşık dokuz ay on gün) taşıyan, yükünü sizinle birlikte yükleyen, sizi yediren ve içiren, hatta, o ne içtiyse ve yediyse, ne heyecanlar yaşadıysa size de yaşatan biricik varlık ananızın ölüm gününü öğrenmeniz sizin mahvolmanız demektir öyle değil mi? Ama mahvolmak yerine hayatı idame ettirmek için sanat yolunu seçen bir evlat yetiştirdiyse bir anne, bu evladının acıları musiki ilmiyle dinecek, ve o evlada bir nevi ilaç olacaktı hepsi… Yüzyılın en etkili ilaçlarından birisi olan Tool’un; başarılı, sert; ama bir o kadar da ‘zor’ olan müzikal deneyimlerine ibreti alem için şahit olmak her ademoğluna nasip olmasa da, arayan elbette Mevla’sını da bulacaktır, Tool’un dillere destan 10,000 Days şaheserini de…
ALAN PARSONS PROJECT
GAUDI
bay.c | 17.10.2009
Konseptini 1852-1926 yılları arasında Barcelona da yaşayan dahi mimar Antoni Gaudi'nin yaşamı ve eserlerinin üzerine kurmuş 'Gaudi' albümü, mimarın bitirmek için tam 43 sene uğraştığı ve buna ömrünün yetmiyeceğini anladığında ölümünden sonra hangi kısmın nasıl yapılacağına dair tüm detayları bıraktığı sanat tarihinin en görkemli eserlerinden 'La sagrada Familia' katedralinin anlatıldığı, muhteşem şarkı ' La Sagrada Familia' ile açılır.
Ardından gelen dinamik rock soundu taşıyan 'Too Late', 'Money Talks', ' Standing On A Higher Ground' gibi parçalar ya da dinleyeni dingin ve huzurlu bir moda sokan Eric Woolfson'un çocuksu tatlı vokalleriyle süslü, ' Closer To Heaven', Inside Looking Out' gibi balladlar Alan Parsons Project'in kendini bir nebze toparladığının göstergesi.
Müzikal başarı olarak, 'Eye İn The Sky' ya da 'The Turn Of A Friandly Card' gibi klasikleşmiş Alan Parsons Project albümlerinin yanına koyamasamda, kendi şartları dahilinde ve özellikle 'Stereotomy' gibi hayalkırıklığı albüme kıyasla oldukça başarılı bir kayıt olarak nitelendirilebilecek bir albüm Gaudi.
ALAN PARSONS PROJECT
STEREOTOMY
bay.c | 16.10.2009
Alan Parsons Project'in duraklama döneminden gerileme dönemine doğru gittiğini gösteren bir albüm Stereotomy. Bu albümde 'Vulture Culture' gibi yer yer gayet iyi bestelerden oluşan bir kayıt olsa da; oldukça başarısız bir prodüksiyon ve albümün geneline hakim tatsız mekanik hava, baştan savma yapılmış ruhsuz bir albüm hissi yaratmakta.
İki bölümden oluşan Stereotomy ve Limelight gibi besteler de albümü kurtarmaya yetmiyor maalesef. Sonuç olarak Alan Parsons Project tarihinin formsuz bir dönemine tekabül eden bir albüm Stereotomy. Bu yüzden albümü henüz dinlememiş iflah olmaz Alan parsons Project hayranlarına tavsiye ediyorum sadece.
ALAN PARSONS PROJECT
VULTURE CULTURE
bay.c | 05.10.2009
Alan Parsons kendisiyle son dönemlerde yapılan söyleşilerden birinde, ' Vulture Culture' ile ilgili olarak, ' Müzik kariyerimde yapmaktan en çok pişmanlık duyduğum albüm' şeklinde bir değerlendirme yapmış ve bu albümü eline yeniden fırsat geçse farklı bir anlayışla kaydedeceğini söylemişti. Sanırım albümün genel olarak bir ölçüde ruhsuz, mekanik ve 80'lerin kötü özelliklerini bünyesinde barındıran soundu Alan Parsons'u böyle bir pişmanlığa sevketmiş olmalı
Albümün en önemli yaratıcılarından biri ' Vulture Culture' ile ilgili bu açıklamayı yapmış olsada, bir dinleyici olarak ben bu albüme bu kadar karamsar bir gözle bakmıyorum. Albümün tatsız bir prodüksiyonun kurbanı olduğu doğru ama içinde yer alan bestelerin bir kaç istisna harici genel kalite düzeyi oldukça yüksek.
İçeriğinde 'Let's Talk About Me', 'Days Are Numbers', 'Sooner Or Later', 'Somebody Out there' ve 'The Same Old Sun' gibi mükemmel parçaların yer aldığı bir albüme 'çok kötü' yaftasını yapıştırmanın haksızlık olacağını düşünüyorum kendi adıma.
ALAN PARSONS PROJECT
AMMONIA AVENUE
bay.c | 05.10.2009
Alan Parsons Project müzikal tarihini tamamiyle subjektif olarak dönemlere bölüp, ilk üç albümü başlangıç, sonrasında gelen üç albümü yükseliş dönemi olarak nitelendirirsek.' Ammonia Aveneue' albümü için grubun yükseliş döneminin son halkası değerlendirmesini yapmak çok da yanlış olmaz kanımca.
'Prime Time', 'Let Me Go Home', 'You Don't Believe' ve unutulmaz 'Ammonia Aveneue' gibi birbirinden başarılı şarkılarla dolu albümde sağlam bir konseptin ve onu destekleyen yüksek bir müzikalitenin yoğunluğunu albümün her bir dakikasında hissetmemek olanaksız.
Bundan sonra gelecek duraklama dönemi olarak niteliyebileceğim üç albümde biraz daha mekanikleşen sound ve kötü prodüksüyon kurbanı kayıtlar öncesi belkide son bir durak noktası 'Ammonia Avenue' ve bu yönüyle bile asla ıskalanmaması gereken bir albüm kişisel kanaatimce.