Author Topic: Efsane Müzik Dergileri  (Read 61236 times)

M e H M e T

  • Posts: 95
    • View Profile
    • Email
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #15 on: Aralık 12, 2010, 11:43:57 ÖS »
yetmişlerin başında yayınlanan hey dergisi, yerli ve yabancı grupları türkiye'ye tanıtan gerçek efsane dergidir. çok büyük kitleye rock kültürünü de aşılamıştır. studyo imge, ondan sonra gelen daha detaylı  müzik bilgi ve kavramlarını grupların haberlerini felsefelerini şarkı sözlerini derinliğine inerek incelemiş tartışmış çok önemli bir dergiydi. hala yayınlanıyormu bilmiyorum.

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #16 on: Aralık 13, 2010, 01:35:30 ÖÖ »
yetmişlerin başında yayınlanan hey dergisi, yerli ve yabancı grupları türkiye'ye tanıtan gerçek efsane dergidir. çok büyük kitleye rock kültürünü de aşılamıştır. studyo imge, ondan sonra gelen daha detaylı  müzik bilgi ve kavramlarını grupların haberlerini felsefelerini şarkı sözlerini derinliğine inerek incelemiş tartışmış çok önemli bir dergiydi. hala yayınlanıyormu bilmiyorum.
Stüdyo İmge ilk olarak 1980'lerin başında yayınlandı, şu anda kült statüsünde sayılan koleksiyonerlerin ağzını sulandıran azımsanmıyacak oranda sayı çıkarıp kapandı. ikinci denemeyi sanırım 1988 gibi yaptılar hatta ikinci dönemin ilk sayısının kapağı Pink Floyd'du ancak iki yada üç sayı çıkabildi sonra kapandı. Son deneme 1990'ların başında oldu. Üçüncü dönemin editörü Kadir Çöpdemir gibi ilginç bir isimdi, onun yönetiminde ki dergi bir sayısında Orhan Gencebay kapağı yapınca Rock camiasından oldukça tepki aldı ( ilginçtir bu aralar aynı camia Orhan Gencebaya bayılıyor...) sonra editörlüğe Murat Başer geçti dergi bu haliyle iki sene kadar yayın hayatına devam etti, 1992 gibi son kez kapandı. Stüdyo İmge yayın hayatına artık sanal dergi olarak devam ediyor buradan takip edebilirsiniz...

http://www.studyoimge.com/

« Last Edit: Kasım 27, 2012, 01:23:55 ÖÖ by bay.c »
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

enchant

  • Genel Moderatör
  • Posts: 580
    • View Profile
    • Email
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #17 on: Aralık 13, 2010, 07:34:57 ÖS »
türk medya veya dinleyici camiası biraz dönek. gencebay'a 70'lerde 80'lerde sırtını dönenler şimdi "baba" diye neredeyse eline sarılacaklar. aynı kitle bugün müslüm gürses ile de içli dışlı. hatta o kadar arayı yumuşattılar ki babanın her an yanındalar. :) stüdyo imge dergisini bayağıdır takip etmiştim hala bir kaç sayısı durur ama çoğu sayısını kaybettim. ta o zamanlardan beri hatırlarım bu tarz eleştirileri. arabesk müziğin trt'de yasaklı olduğu dönemi de iyi biliyorum. sonra ne olduysa camia birden yön değiştirdi. hep okuduğum altyazı dergisinin orhan gencebay'ı kapak yaptığı zaman dergi okuyucularının ayaklanmasına da benziyor biraz bu durum. ama o dergi okuyucuları da anlayacak zamanla gencebay'ı ya neyse. kendi adıma hiç rahatsız olmadım onun müziğinden. arap müzikleri de dinlediğim için onun türk müziği ve batı melodileri ile beraber kendi bestelerinde yaptığı sentezi çok iyi anlayabiliyorum. ilk duyduğumda nasıl takdir ettimse şimdi de çok severek dinlerim. bu konuda dönek olmadığım için çok mutluyum. hatta plaklarını arıyorum fakat pek bulabildiğim söylenemez. :) rock camiası erkin koray'ı yüceltmeye bayılır ama ben almayayım.
http://yolcantalari.blogspot.com/ - müzik ve hissiyatı üzerine.
"deep into your eyes and now i feel alive, again!"
"why why why, you don't believe in what you feel?" COLLAGE

b4usleep

  • Guest
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #18 on: Aralık 13, 2010, 11:05:02 ÖS »
arabesk müziğin trt'de yasaklı olduğu dönemi de iyi biliyorum. sonra ne olduysa camia birden yön değiştirdi. hep okuduğum altyazı dergisinin orhan gencebay'ı kapak yaptığı zaman dergi okuyucularının ayaklanmasına da benziyor biraz bu durum. ama o dergi okuyucuları da anlayacak zamanla gencebay'ı ya neyse. kendi adıma hiç rahatsız olmadım onun müziğinden. arap müzikleri de dinlediğim için onun türk müziği ve batı melodileri ile beraber kendi bestelerinde yaptığı sentezi çok iyi anlayabiliyorum. ilk duyduğumda nasıl takdir ettimse şimdi de çok severek dinlerim. bu konuda dönek olmadığım için çok mutluyum. hatta plaklarını arıyorum fakat pek bulabildiğim söylenemez. :) rock camiası erkin koray'ı yüceltmeye bayılır ama ben almayayım.

        "TRT'de yasaklı olduğu dönemden sonra camia yön değiştirdi derken" camia diyerek neyi işaret ettiğinizi anlamadım ama olan bitenin açıklamasını bir de ben yapayım. 1970'lerde TRT devlet zoru ile bir tekeldi. TRT dışında bir kuruluşun TV ya da radyo yayını yapması kanunen yasaktı. (bunun tek istisnası "polis radyosu" idi, zaten TRT de yasak olan herşeyi ordan takip etmek mümkündü). Herhangi bir müzik eserinin de TRT'de yayınlanabilmesi için TRT denetleme kurulu (halk arsında denetim diye bilinirdi) denilen bir kurul tarafından onaylanması gerekirdi. TRT denetleme kurulu da bugün için gülünç denecek şeyleri (o zaman daha az gülünç geliyordu nedense) bahane ederek, iktidarın mezhebi uyarınca keyfi kararları sıkça aldılar. Arabesk diye adlandırılan müzik ve o zaman bu müziğin 2 yaygın kahramanı olan Orhan Gencebay ve Ferdi Tayfur da dahil olmak üzere hiç bir şekilde bu engeli aşamadı. Ne zamana kadar?

         Turgut Özal'ın Oğlu Ahmet Özal'ı koruma kalkanı olarak (ortak yaparak) kullanan Cem Uzan'ın Magic Box  (Star1, sonra interstar oldu, şimdi StarTV) ile başlattığı özel TV, radyo devrimine kadar.  Tabi özelleşme olunca TRT tek şans olmaktan çıkmış böylece denetleme kurulu ortadan kalkmıştı. Nereden çıktığı bilinmeyen 100 lerce radyo ve TV kuruluşu başta arabesk olmak üzere, gerçekte halkın istediği ancak kanunen yasak olan ne kadar "şey" varsa yayınlamaya başladılar. "Camia"'nın dönmesi buna dayanır. Medya özel olunca durum böyle olur, nitelik değil nicelik ön plana çıkar. Sayısı çok olan kazanır. TRT nin katı faşist tutumunu, uygulamalarını asla savunmuyorum. Benim yüreğimi kakan medya'nın işin bu kadar  ucuzuna kaçması. Orhan Gencebay'ın resminin ne yüzden kapak yapıldığını bilmiyorum, kapakla içerik arasında bir bağ kurulabilirse bunda sakınca yok ama o zamanki dergi editörü Kadir Çöpdemir'in nereden geldiğini bilmeyenler için açıklayayım. ilk özel radyolardan biri olan (birincisi değil) ve o zaman en yaygın radyo olan Süper FM di. K.Ç ise o radyoda yaptığı programlarla tanındı. En çok ilgi uyandıran şey bitirim vari konuşması ve sık sık "canlarım" demesi idi.

        Bir iki cümleyle arabesk müzik hakkında da konuşmak istiyorum. Bu müziğin adında Arap olması ya da Arap - Türk sentezi v.s olması değil beni rahatsız eden içinde barıdırdığı kültürel eziklik. Dönme diye eleştirdiğiniz insanlardan biri de benim ancak benim dönüş yönüm tam ters yönde oldu. Orta okul dönemlerinde arabesk müzik bildiğim tek müzik türü idi. Duygusal dünyamın çözümlemesini o şarkılardaki söylemlerde bulabiliyordum. Benim değişimim ters yönde oldu bugün o müzik tarzından uzak duruyorum. Döndüğüme de çok memnunum.

       

enchant

  • Genel Moderatör
  • Posts: 580
    • View Profile
    • Email
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #19 on: Aralık 14, 2010, 12:04:14 ÖÖ »
trt'de yasaklı olduğu dönemdeki o timur selçuk ile yaşanan arabesk tartışmaları bayağı konuşuluyordu ve o zamanki entelektüel kitle bundan bayağı rahatsızdı. oysa bugün arabesk müziğe karşı o kadar da bir ön yargı yok sadece kişisel bazda karşıt görüşler ortaya sürülüyor. ve ne yazık ki fazıl say gibi sanatçımız anlamsız ve aşağılayıcı açıklamalar yapabiliyor. oysa bugün müslüm gürses'in son albümünün kaydını ülkemizin opera sanatçılarından orhan şallıer yapabiliyor, yani artık bazı şeyler kırıldı, camia yön değiştirdi derken bunu kastettim.
arabesk müziğe bakış açım benim farklı. sosyolojik açıdan değil de müzikal yönden bakıyorum. yoksa sizin dediğiniz açıdan bakıldığında da bugün rock müzikte de heavy metal müzikte de bakarsanız içerikte ezikliği de hissedersiniz bazı şarkı sözlerinde. hatta bu arabesk'teki sözleri bile sollar ki şaşırır kalırsınız. :) örnek değil örnekler veririm onlarca... amacım arabesk'i yüceltmek değil ama ben bu müziğin iyi örneklerini gerçekten de bilerek dinlerim ve severim. hatta lise döneminde bu müziği derinlemesine araştırmışlığım da vardır. arabesk müzikte öyle bestekarlar ve söz yazarları vardır ki gerçekten de hakkının verilmesi lazım. ve o şarkılara öyle düzenlemeler yapılmıştır ki bugün bile o kayıtların kalitesine ulaşamazsınız. ben de tam tersini düşünüyorum. hiç bir konuda ön yargılı olmadım. mutlaka önemli olan bir şeyler vardır ve arabesk çoğu kişi kabul etmese de kaçmaya çalışsa da onunla yaşadığımız türkiye'nin bir gerçeğidir. 
http://yolcantalari.blogspot.com/ - müzik ve hissiyatı üzerine.
"deep into your eyes and now i feel alive, again!"
"why why why, you don't believe in what you feel?" COLLAGE

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #20 on: Aralık 14, 2010, 12:51:41 ÖÖ »
Arabesk konusunda nötr'üm ne yanındayım ne de karşısında. Başta "Batsın bu dünya" olmak üzere sevdiğim bir kaç "Orhan Gencebay" bestesi vardır ama "evet bu benim adamımdır" diyebileceğim bir sanatçı değildir. "Orhan Gencebay", "Müslüm Gürses" ve diğer arabesk sanatçılarının sınıf atlaması 2000'li yıllar ile birlikte başladı. Rock camiasının arabeski benimsemesinde "Kaybedenler kulübü" radyo programının ve "Roll" dergisinin payı büyüktür. Sonuç olarak ortaya çıkan Rock-Arabesk flörtünün sonucunda, "6. cadde", "Emre Aydın" gibi garip ucubeler çıksada arada, "Çamur", "Fairuz Derinbulut" gibi dinlemeye değer sentezler yaratan gruplarda görülmeye başlamıştır. Bu flörtün babası Erkin Koray'da ilgi alanımın dışında olsada Rock müzik için yaptıkları adına saygı duyulacak bir şahsiyettir.
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

b4usleep

  • Guest
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #21 on: Aralık 14, 2010, 12:55:21 ÖÖ »
        Sığlık sadece Türkiye'nin değil bütün dünyanın gerçeğidir. Yapılması gereken onunla barışmak değil ondan kurtulmaktır. Arebeskle yolum işte orda ayrılır.

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #22 on: Aralık 14, 2010, 01:07:03 ÖÖ »
       Sığlık sadece Türkiye'nin değil bütün dünyanın gerçeğidir. Yapılması gereken onunla barışmak değil ondan kurtulmaktır. Arebeskle yolum işte orda ayrılır.
Bu tür için "sığ" tanımlaması yapıp kestirip atmak bir parça haksız bir itham gibi geldi bana. Arabeski seven sayıca önemli kitleyi Mao-vari kültür devrimi şokuna sokup bize doğru gelen müzik türünü empoze etmek gibi bir durumumuz yok sonuçta. Bunu zamanında Kemalistler yapmaya çalıştı sonuçları ortada.
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

b4usleep

  • Guest
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #23 on: Aralık 14, 2010, 01:18:15 ÖÖ »
        Dedim ya yol ayrımı burası diye. Bir empoze etme durumu yok. Ben yasaklansın dinleyenler de idam edilsin görüşünde değilim. Zorla güzellik olmaz. Sayıları fazla diye ben de hoşlanacak değilim. Sığ kelimesinden de korkmayınız. Arabesk müziğin sırtında bize taşıdığı şey budur.

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #24 on: Aralık 14, 2010, 01:59:52 ÖÖ »
        Dedim ya yol ayrımı burası diye. Bir empoze etme durumu yok. Ben yasaklansın dinleyenler de idam edilsin görüşünde değilim. Zorla güzellik olmaz. Sayıları fazla diye ben de hoşlanacak değilim. Sığ kelimesinden de korkmayınız. Arabesk müziğin sırtında bize taşıdığı şey budur.
Arabesk müziğin sırtında taşıdığı şey yalnızca sığlık, müzikten öte sosyolojik bir olgu olan durumu tek bir sıfat ile açıkladığımızda mevzu bitiyor öyle mi? Sosyolog ve müzikolog uzmanlara söyliyelim araştırmalarını sonlandırsınlar o zaman. Ben sığ kelimesinden değil ama  dogmatik düşünce yapısından daha fazla korkuyorum açıkcası.
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

b4usleep

  • Guest
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #25 on: Aralık 14, 2010, 02:23:41 ÖÖ »
      Arabeski sığ buluyorum, sadece onu da değil. Sosyolojinin önüne engel koymaz bu.

Ayrıca dogmatik düşünce yapısı için aşağıdaki açıklamayı aktarmayı uygun buludum.

"İleri sürülen düşünce ve ilkeleri araştırmadan, kanıt aramadan, incelemeden, eleştirmeden, tartışmadan doğru ve mutlak hakikat sayan anlayış" olarak da tanımlanabilen dogmatizm her devirde ilerlemenin, gelişmenin karşısında durmuştur. Dogmatizm'in Türkçe'deki karşılığı bağnazlıktır. Dogmatizmin örnekleriyle yalnızca din alanında değil, pek çok alanda, hatta bilim alanında da karşılaşılmıştır.(Geçmiş çağlarda bilimciler dünyanın düz olduğu dogmasında ısrar etmişlerdi. Daha sonra da Dünya'nın evrenin merkezi olduğu dogmasında ısrar etmişlerdi.)Ancak şunu da vurgulamak gerekir ki bilimdeki dogmaları yine bilim insanları ortadan kaldırmışlardır. Bilimin herhangi bir inak ya da inan sisteminden en temel ve en önemli farkı diyalektik düşünceyi sistemi içinde barındırmasıdır.

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #26 on: Aralık 14, 2010, 02:52:57 ÖÖ »
Dogmatizm açıklaması için teşekkürler, bunun yanında sizden bir de elitizm açıklaması bekliyorum. Konu ile ilgili yaklaşımınızda böyle bir yanda görüyorum çünkü.
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

b4usleep

  • Guest
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #27 on: Aralık 14, 2010, 04:24:59 ÖÖ »
           Bir görüş bildirecekseniz samimiyetle bekliyorum, sizi tüm ilgilendiren bana etiket yapıştırmaksa  konu kapansa da olur.

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #28 on: Aralık 14, 2010, 10:15:22 ÖS »
          Bir görüş bildirecekseniz samimiyetle bekliyorum, sizi tüm ilgilendiren bana etiket yapıştırmaksa  konu kapansa da olur.
Size etiket yapıştırmak ile ilgilenmiyorum, görüşlerinizle ilgileniyorum ve bu konuya elitist yaklaştığınızı düşünüyorum, samimi beklentinize yanıt vereyim bu arada;

Aslında bilinen şeylerin üzerinden geçeceğim, Arabesk müzik ağırlıklı olarak 70'li yıllar ile büyük ivme kazanmış köyde kente göçen, şehirde tutunma buhranları yaşayan alt sınıfın müziğidir. Felsefe olarak isyankar sayılabilir ama bu isyan kaderi kabullenme noktasında son bulur. Bu durum birazda ait olduğumuz topraklar ile, bu tarzı yaratan doğunun kaderci yaklaşımıyla alakalıdır. Marx'ın din için sarfetmiş olduğu "kalbsiz bir dünyanın kalbi, ruhsuz bir dünyanın ruhu" sözlerini arabesk felsefesine uyarlarsak; acı çeken alt tabakanın hayatı anlamlandırma çabalarının karşılığını arabesk felsefesinde bulduğunu, kalpsiz, ruhsuz ve acımasız dünyaya katlanmak için derdi dert ile harmanladıkları arabesk müzikte teselli aradıklarını gözlemliyebiliriz. İşin müzikal boyutuna gelirsek ağırlıklı olarak Mısır, Ortadoğu ve tabiiki Arap ezgilerinin Türk halk ve sanat müziği hatta ve hatta batı klasik ve popüler müziği elementlerinin bir araya gelmesi ile ortaya çıkan bir türdür arabesk. Kısacası ne felsefi ne de müzikal yönden, yoz, sığ, lümpen müzik sıfatlarıyla bir kenara atılmaması gereken bir türdür. Bu konu ile ilgili en önemli referans kaynağı ile zengin müziği ve kültürel yapısıyla yerli yabancı pek çok müzisyen ve dinleyicinin hayranlığını kazanmış Orhan Gencebay'dır. Sonuç olarak benzetmenin oturmadığı çok yer olsada; Batı'nın alt sınıfının ortaya çıkarmış olduğu, Rock, Punk ve Heavy Metal'i kutsayıp, doğunun alt sınıfının yaratmış olduğu arabeski "tu kaka" ilan etmek bana pek samimi gelmiyor diyebilirim.
« Last Edit: Aralık 15, 2010, 12:12:14 ÖÖ by bay.c »
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

b4usleep

  • Guest
Ynt: Efsane Müzik Dergileri
« Reply #29 on: Aralık 15, 2010, 01:35:44 ÖÖ »
              Bütün bunlar onun sığ bir müzik daha da öte sığ bir bakış açısı olmasının önüne geçmez. Sığ kelimesi neden sizi çileden çıkarıyor? Derinliği olmayan demektir bu. Bakın hemen bir örnek vereyim

Yazıklar olsun, yazıklar olsun
Kaderin böylesine, yazıklar olsun
Herşey karanlık, nerde insanlık
Kula kulluk edene yazıklar olsun.

karşılaştıralım

Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece

Derinlik farkını görebiliyor musunuz? Bin sayfa yazsanız bu kadar çok şey anlatamazsınız.

Hangi isyandan hangi felsefeden söz ediyorsunuz? Evet bir isyan var o da "yaradana" hep aynı cümlelerle yapılan cılız bir sitemdir. Ya "gurbette" ya mahpusanede ağlaşıp durmaktır. İşte size isyan. Bunun derinliği nerdedir? Eski bir rockçı ve operacı el ele verip arabesk "üstad"larına yalakalık ediyorlarsa inanın bana bunu kafaları aydığı için değil para kazanmak için yapıyorlar bunu anlamıyor musunuz? Çünki  bu "uzun ince bir yoldan" çıkarılıp "batsın bu dünya" kapanına sokulan halk ne operayı ne de rock'ı satın almaktadır. Halkla ilişkiler böyle bir şeydir. Halka bir şey satmaktır. Bu yolda her şey mübahtır. Orhan Gencebay'ı Rock dergisine kapak yapmak çok masum kalır inanın. Onlar bunu para kazanmak için yapıyor bunu anlıyorum ya siz, ya siz neden buna alkış tutuyorsunuz?