Author Topic: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge  (Read 109701 times)

artmetaphors

  • Posts: 800
    • View Profile
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #120 on: Ocak 29, 2012, 01:06:11 ÖÖ »


Systems of Romance ve Vienna gibi albüm var mı ya. Bakın yine 1978 synth'i söz konusu, elimde değil :)

bu arada dayanamadım Systems of Romance'i açtım, bundan da Tubeway Army'e geçerim artık :)
70'ler sonu, 80'ler başı Synth dedinde aklıma geldi. Depeche Mode severim ama ilginçtir onun Alman çakması Camouflage'ı biraz daha fazla severim...

Eyvah China Crisis ve It Bites da seversiniz gibi geliyor hatta, eğer öyleyse muhteşem, öyle değilse de mutlaka öneririm.

Valla bilerek demiyorum ama ben de Depeche Mode'un 1981-1982'deki alümlerini seviyorum. Yani bence A Broken Frame bir başyapıt ama sonrasındakilere ısınamıyorum işte.. sorun bende çoktan kabullendim :)

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2316
    • View Profile
    • Email
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #121 on: Ocak 29, 2012, 01:21:40 ÖÖ »


Eyvah China Crisis ve It Bites da seversiniz gibi geliyor hatta, eğer öyleyse muhteşem, öyle değilse de mutlaka öneririm.

Valla bilerek demiyorum ama ben de Depeche Mode'un 1981-1982'deki alümlerini seviyorum. Yani bence A Broken Frame bir başyapıt ama sonrasındakilere ısınamıyorum işte.. sorun bende çoktan kabullendim :)
İlginçtir, It Bites'ı senin pek sevmediğin neo progressive akımına da dahil edenler olmuştur. Ben pek sevemedim, gitaristleri John Mitchell'in diğer grubu Arena'yı aşırı derecede severim. China Crisis'i ilk kez senden duyuyorum takibe alacağım bu arada bahsettiğimiz bu synth soundun yaratıcılarından babalarından biri de Gary Numan'dır sen ne dersin ?
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

artmetaphors

  • Posts: 800
    • View Profile
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #122 on: Ocak 29, 2012, 01:39:55 ÖÖ »


Eyvah China Crisis ve It Bites da seversiniz gibi geliyor hatta, eğer öyleyse muhteşem, öyle değilse de mutlaka öneririm.

Valla bilerek demiyorum ama ben de Depeche Mode'un 1981-1982'deki alümlerini seviyorum. Yani bence A Broken Frame bir başyapıt ama sonrasındakilere ısınamıyorum işte.. sorun bende çoktan kabullendim :)
İlginçtir, It Bites'ı senin pek sevmediğin neo progressive akımına da dahil edenler olmuştur. Ben pek sevemedim, gitaristleri John Mitchell'in diğer grubu Arena'yı aşırı derecede severim. China Crisis'i ilk kez senden duyuyorum takibe alacağım bu arada bahsettiğimiz bu synth soundun yaratıcılarından babalarından biri de Gary Numan'dır sen ne dersin ?


Aynen katılıyorum derim, Tubeway Army derim. John Foxx, Midge Ure derim Plaza derim :)

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2316
    • View Profile
    • Email
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #123 on: Ocak 29, 2012, 02:12:36 ÖÖ »
İlk gençliğimi 80'lerde yaşadığım için işin pop tarafında olan Duran Duran, A-ha, Pet Shop Boys, Spandau Ballet gibi gruplarıda severim, halen bile özellikle başta A-ha olmak üzere bu gruplara sempatiyle bakarım, pop olsunda bunlar gibi olsun derim. Mesela yakın dönemlerde çıkan 80'lerdeki sounduna bir parça gönderme yaptıkları Duran Duran'ın son albümü gayet hoş bir nostalji duygusu yaşattı bana...

Mesela A-ha'nın ikinci albümü Scoundrel Days'de ki synth sounduda çok iyidir bence...

ha, unutmadan bir de Talk Talk vardır o ayrı bir efsane...hüzünlü bir efsane...
« Last Edit: Ocak 29, 2012, 02:15:51 ÖÖ by bay.c »
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

artmetaphors

  • Posts: 800
    • View Profile
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #124 on: Şubat 02, 2012, 04:21:09 ÖS »
Mesela Magazine'i öneririm 1979'daki Secondhand Daylight albümünü tüm progseverlere. Post-Punk'ın aslında Prog'dan nasıl da etkilendiğini gözler önüne seren bir albüm. Hatta Public Image Ltd'in yine 1979 tarihli Metal Box albümü, Krautrock sevip de o albümü sevmemek snob'luktan başka bir şey değildir bence.

(üzerine alınan olmasın sadece kendi fikrim)

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2316
    • View Profile
    • Email
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #125 on: Şubat 03, 2012, 02:32:51 ÖÖ »
The Stranglers'ın müziği için de "Punk'da Progressive boyut" nitelemesi yapanlar vardır bu arada. Elemanlar kadın düşmanıdır, ırkçıdır bu yönleriyle uyuz olabilirsiniz ama iyi müzik yaparlar her şeyin ötesinde artık klasikleşmiş "Golden Brown" yeter...
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

artmetaphors

  • Posts: 800
    • View Profile
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #126 on: Şubat 22, 2012, 11:04:22 ÖÖ »
Punk ile Prog'u birleştiren gruplar da var. Cardiacs mesela tavsiye ederim çok tatlı gruptur. 1988'de A Little Man and a House and the Whole World Window ve 1989'daki On Land and in the Sea albümlerini öneririm, bana oldukça hitap etmekte umarım size de eder :)

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2316
    • View Profile
    • Email
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #127 on: Şubat 22, 2012, 11:26:43 ÖS »
Punk ile Prog'u birleştiren gruplar da var. Cardiacs mesela tavsiye ederim çok tatlı gruptur. 1988'de A Little Man and a House and the Whole World Window ve 1989'daki On Land and in the Sea albümlerini öneririm, bana oldukça hitap etmekte umarım size de eder :)
Cardiacs dinledim ne yalan söyliyeyim bana pek hitap etmedi açıkcası. Bu arada senin hoşlanmadığın neo progresif tarzın ilk gruplarından Twelfth Night'in, Pendragon, Pallas, IQ ve Marillion'dan ayrı bir özelliği var bu da senin ilgini çekebilir bence. Diğer dört grup Genesis mirasından yola çıkarken, Twelfth Night'ın gerek görünümlerinde gerekse müziklerinde özellikle vokal itibari ile 80'ler new romantics, new wave havası vardır dinlemediysen bir kulak vermeni tavsiye ederim.
« Last Edit: Şubat 22, 2012, 11:28:36 ÖS by bay.c »
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

artmetaphors

  • Posts: 800
    • View Profile
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #128 on: Şubat 23, 2012, 02:11:53 ÖÖ »
Punk ile Prog'u birleştiren gruplar da var. Cardiacs mesela tavsiye ederim çok tatlı gruptur. 1988'de A Little Man and a House and the Whole World Window ve 1989'daki On Land and in the Sea albümlerini öneririm, bana oldukça hitap etmekte umarım size de eder :)
Cardiacs dinledim ne yalan söyliyeyim bana pek hitap etmedi açıkcası. Bu arada senin hoşlanmadığın neo progresif tarzın ilk gruplarından Twelfth Night'in, Pendragon, Pallas, IQ ve Marillion'dan ayrı bir özelliği var bu da senin ilgini çekebilir bence. Diğer dört grup Genesis mirasından yola çıkarken, Twelfth Night'ın gerek görünümlerinde gerekse müziklerinde özellikle vokal itibari ile 80'ler new romantics, new wave havası vardır dinlemediysen bir kulak vermeni tavsiye ederim.


Aslında new wave ile prog'un içiçe geçtiği çok albümler var 80'lerin başında mesela rush'ın moving pictures'ı saga'nın worlds apart'ı gentle giant'ın civilian'ı buna örnek olabilecek albümler öyle değil mi? :)

Evet, Twelfth Night o açıdan bana daha çok hitap ediyor Fact and Fiction'ı dinlemiş sevmiştim ben de sanırım 1982 sonrası en iyi gruplardan biri diyebilirim bana göre :)

The Sea Nymphs'i de önerebilirim avant-garde sevenler için hafif prog'dur parça sürelerine bakmadan dinlemenizi öneririm :)

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2316
    • View Profile
    • Email
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #129 on: Şubat 23, 2012, 02:29:29 ÖÖ »


Aslında new wave ile prog'un içiçe geçtiği çok albümler var 80'lerin başında mesela rush'ın moving pictures'ı saga'nın worlds apart'ı gentle giant'ın civilian'ı buna örnek olabilecek albümler öyle değil mi? :)

Evet, Twelfth Night o açıdan bana daha çok hitap ediyor Fact and Fiction'ı dinlemiş sevmiştim ben de sanırım 1982 sonrası en iyi gruplardan biri diyebilirim bana göre :)

The Sea Nymphs'i de önerebilirim avant-garde sevenler için hafif prog'dur parça sürelerine bakmadan dinlemenizi öneririm :)
Evet Saga'nın ilginç bir soundu var, ortododoks progger'lar bahsettiğin new wave yönelimleri yüzünden bu gruba dudak büker, ben çok bayılırmıyım? hayır ama kendilerine has bir şeyler yaptıklarının hakkını teslim ederim. The Sea Nymphs'i de takibe alacağım daha önce de belirttiğim gibi benim için önemli olan şarkıların süresi değil işlevidir... :)
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

enchant

  • Genel Moderatör
  • Posts: 580
    • View Profile
    • Email
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #130 on: Şubat 23, 2012, 03:27:04 ÖÖ »
saga'yı pek sevmem ama worlds apart'ı dinlemişliğim var ve o dönem soundunu ve new wave'i sevdiğimden o albümün de hakkını veririm. rush moving pictures, gentle giant civillian hepsi iyidir. yalnız bunlar dönem soundunu çok iyi temsil ediyorlar.
twelfth night'ı da çok severim. bir taraftan yoğunlukla new wave ile bir taraftan da çok azıcık neo-prog ile ilişkileri de mevcut onların. 86 yılı aynı adlı albümü baya iyidir.
http://yolcantalari.blogspot.com/ - müzik ve hissiyatı üzerine.
"deep into your eyes and now i feel alive, again!"
"why why why, you don't believe in what you feel?" COLLAGE

artmetaphors

  • Posts: 800
    • View Profile
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #131 on: Şubat 23, 2012, 11:37:19 ÖÖ »
Cardiacs'ın yan projesidir The Sea Nymphs, ayrıca Mr & Mrs Smith & Mr Drake adıyla bir yan projeleri daha var. Çok üretkendir Cardiacs Art Punk veya Progressive Punk (Pronk) sanırım onları gayet güzel tanımlar. Umarım Cardiacs belki değil de bahsettiğim yan projeler ilginizi çeker :)

Punk, Post-Punk'a geçişim daha çok avant-garde gruplarla olmuştı benim. Mesela Art Bears'in 1979'un Winter Songs'u çok severim.

Aslında RIO hareketinde müziğe yansımasa da pek ben punk havası almışımdır hep. 1977 itibariyle yer altına inen bu sefer prog grupları olunca plak şirketlerinin kendilerini imzalamamasından birleşip festivaller düzenlemişler. Art Zoyd gibi Univers Zero gibi gruplar kızgınlıklarını öfkelerini prog yapısıyla buluşturan enfes gruplardır mesela. 70'lerin sonundaki prog albümlerine olan sevgimden bahsederken bunların tabi ki büyük kısmı RIO gruplarına ait. 70'lerin başındaki klasik sayılan albümlerden çok daha iyilerine bile sahip olduklarını söyleyebilirim hatta bence. :)
« Last Edit: Şubat 23, 2012, 11:39:14 ÖÖ by artmetaphors »

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2316
    • View Profile
    • Email
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #132 on: Şubat 24, 2012, 04:07:15 ÖÖ »
Öncelikle bu başlıkta progresif rock, prog başlığında punk ya da post punk konuşulmasını olumlu karşıladığımı belirtmeliyim. Müzik ile ilgili keskin sınırları yaratan kitlenin müzisyenler yada açık fikirli dinleyiciler değil bir takım kavram ve tarzları kafasında mitleştiren obsesif tipler olduğunu düşünüyorum.

Rio ya da Avangarde progresif mevzusuna gelecek olursak turkrock ya da burada, progturk'un  sanal depreme maruz kalmış erken dönemlerinde yazan bilek, özellikle de man-erg dostumuz bu türlerin ilk aşamada kavranmasının zor olduğunu ama gerekli çabayı gösterdikten sonra dinleyene eşsiz müzikal hazlar sunduğunu savunurdu. Kendi adıma, ilk aşamada kavranması zor olan türlerle ilgili en fazla çabayı 20'li yaşların başında pink floyd'un erken dönem saykodelik albümlerini dinlerken gösterip bu çabalardan yorulup sıkıldığım için rio ve avandgarde'a çok da fazla şans vermedim, dinlediğim bir kaç grubu da pek sevemedim açıkcası. Ben kısa yoldan sonuca gitmekten hoşlanan bir adamım beni en kısa zamanda sarıp sarmalayan soundlardan hoşlanan bir yapım var sonuçta, ""e madem öylesin neden pop dinlemiyorsun ?" diye soranlara işe yetenek ve zeka, unsuru katılması gerektiği cevabını verebilirim, bir kaç istisna harici pop müzikte böyle bir şey yok maalesef.

Rio ve Avandgarde tarzlarının punk ile teması meselesine gelince bu temas doğrudur, bu yaklaşım kraut rock grupları özellikle can ve karftwerk, neu, faust gibi gruplarda da gözlemlenebilir, gong 70'ler sonuna doğru özellikle "live floating anarchy" isimli konser kaydı ile bu teması albüm kapaklarına kadar yansıtmıştır, bu arada punkerların bütün rock dinazorlarını lanetlerken Van Der Graff Genarator'u ayrı bir kefeye koymaları Peter Hammil'e saygı duymaları enteresandır.

Şahsi kanaatimce, bütün bu örnekler, alakasız olarak nitelendirilebilecek müzik tarzları arasında ki anlamsız sınırların yaklaşık 30 yıl önce kalkmaya başladığını göstermesi açısından oldukça önemlidir.
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

artmetaphors

  • Posts: 800
    • View Profile
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #133 on: Şubat 24, 2012, 03:30:55 ÖS »
Van Der Graaf Generator'da genel olarak bir punk havası hakim zaten. özellikle ilk albümlerinde. 1975'te ise bu havayı Peter Hammill solo albümlerine yansıtmaya başladı. Nadir's Big Chance, 1977'deki Over ile nerdeyse mükemmel bir sound'a eriştiğini söyleyebilirim mesela. 1980'deki Black Box'ı da dahil edebilceğimiz ilk solo albümleri gerçek birer başyapıttır gözümde Hammill'in. prog'la punk'ı ilk birleştiren unsurlar VDGG'de görülmüştür, Hammill'de bu kıvamı solo albümlerinde çok güzel tutturmuştur.

Bu arada Godbluff'ı özlediğimi farkettim :)

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2316
    • View Profile
    • Email
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #134 on: Şubat 25, 2012, 02:07:48 ÖÖ »
Van Der Graaf Generator'da genel olarak bir punk havası hakim zaten. özellikle ilk albümlerinde. 1975'te ise bu havayı Peter Hammill solo albümlerine yansıtmaya başladı. Nadir's Big Chance, 1977'deki Over ile nerdeyse mükemmel bir sound'a eriştiğini söyleyebilirim mesela. 1980'deki Black Box'ı da dahil edebilceğimiz ilk solo albümleri gerçek birer başyapıttır gözümde Hammill'in. prog'la punk'ı ilk birleştiren unsurlar VDGG'de görülmüştür, Hammill'de bu kıvamı solo albümlerinde çok güzel tutturmuştur.

Bu arada Godbluff'ı özlediğimi farkettim :)
benim favaorim Pawn Hearts... :)
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE