Author Topic: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge  (Read 56098 times)

Moog

  • Posts: 453
    • View Profile
    • Email
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #135 on: Şubat 25, 2012, 04:07:16 ÖS »
Van Der Graaf Generator'da genel olarak bir punk havası hakim zaten. özellikle ilk albümlerinde. 1975'te ise bu havayı Peter Hammill solo albümlerine yansıtmaya başladı. Nadir's Big Chance, 1977'deki Over ile nerdeyse mükemmel bir sound'a eriştiğini söyleyebilirim mesela. 1980'deki Black Box'ı da dahil edebilceğimiz ilk solo albümleri gerçek birer başyapıttır gözümde Hammill'in. prog'la punk'ı ilk birleştiren unsurlar VDGG'de görülmüştür, Hammill'de bu kıvamı solo albümlerinde çok güzel tutturmuştur.

Bu arada Godbluff'ı özlediğimi farkettim :)
Punk ve VDGG!!!!! Yapmayın yahu, bazı punk müzisyenlerinin Peter Hamill'e saygı duyması konusu ayrı bir konudur  ama  VDGG'de punk havasının hakim olması neye istinaden belirlenmiştir. Sözler mi, melodi mi, armoni mi, kontrpuan mı? ki kontrpuan VDGG'yi eşsiz kılan unsurların başında gelir. Bunu birinizden detaylı olarak  öğrenmek isterim. Ancak bu detayları bana lütfen Wiki'den tercüme ederek aktarmayın daha özel birşeyler var ise onları tartışalım.

Şimdi durup dururken bana travmalar yaşatmayın yahu ben VDGG'yi yaklaşık 40 yıldır dinliyorum, demek ki ben bunca yıldır bilmeden punk hakimiyeti olan albümlere tapmışım....

artmetaphors

  • Posts: 800
    • View Profile
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #136 on: Şubat 25, 2012, 05:39:26 ÖS »
Sevgili Moog abi, şimdi öncelikle şunu söyleyeyim punk derken aklınıza tabi ki normal olarak Sex Pistols, Ramones türevi grupların yaptıkları müzikle kıyaslamak geçiyor farkındayım ama ondan bahsetmiyoruz burdaki VDGG'nin anarşik tavrı ve müziklerinde prog altyapısıyla birlikte söylenilen iğneyici sözler tavır açısından punk'la ilgisi bulunmakta. yani daha çok bir tavır olarak diyebilirim ama emin olun müzikte de punk'ın etkilendiği gruplar arasında yer almıştır VDGG. Aynı post-punk'ın da krautrock'tan baya baya etkilenmesi gibi. :)

wiki'den değil de google'a ''van der graaf generator-punk'' yazmamla birlikte önüme çıkan yazılardan birkaçı şu şekilde, benim ingilizcem hepsini çevirmeye yeterli değil kusura bakmayın lütfen;

Whereas many of their peers continued on into ignominy after punk's year zero, Van der Graaf Generator were saved from anachronism in part by their essential nature, which was always one of discontinuity: the anarchic energy that made them unique was a double-edged sword, fueling them but also prompting interruptions in their ability to function as a band. According to Banton, "It was never hype to say that in the old days we always played very close to the edge, out on a limb -- musically and mentally -- and therefore also no coincidence that we split up several times . . . it really was very hard to sustain VdGG over long periods." Above all, it was VdGG's uncompromising pursuit of extremes that set them apart, especially live, with their willingness to leap from pastoral tranquility or brooding menace into the abyss of sonic terror (before you could say "Larks' Tongues in Aspic, Part One"): "We swung away from [prog's] multi-keyboard/acoustic guitar soundwashes and developed a far harder edge," recalls Banton.

That proclivity for cacophony and chaos, as opposed to longevity and commercial reward (they didn't break even until around 1984), and an inability to understand the word "compromise" meant that Van der Graaf Generator had a surprising amount in common with the more interesting members of the subsequent punk and post-punk generations. Punk's rejection of musicianship, artistry, and complexity might have appeared diametrically opposed to VdGG's core characteristics, which were the very things the class of '76 supposedly sought to purge. However, something in their aesthetic definitely resonated with figures like Mark E. Smith, Howard Devoto, John Lydon, and Nick Cave, all of whom have expressed admiration for the band. Most famously, during a July 1977 Capitol Radio show, Lydon treated listeners to some of his favorite tunes: alongside surprising inclusions like Captain Beefheart and Tim Buckley, Lydon included a track from Peter Hammill's 1975 solo album Nadir's Big Chance, recorded with Banton, Jackson and Evans.

In hindsight, Banton is somewhat skeptical, feeling that punk's debt to Van der Graaf Generator "may have got exaggerated following John Lydon's oft-quoted comments." He does acknowledge that "when we weren't being over-clever in counterpoint-and-jazz world, we liked nothing better than to thrash on three or four chords. Still do! There's increasing evidence of this from Peter's Nadir's Big Chance and Godbluff onwards." Interestingly, though, while some punks might have identified with those noisier, anarchic tendencies (as well as with the band's largely overlooked humor), VdGG struck more of a chord with post-punk artists, who began to explore the sort of "over-clever," complex and decidedly un-punk sonic dimensions mentioned by Banton. Indeed, as Simon Reynolds suggests in Rip It Up and Start Again, post-punk -- with its more sophisticated, bohemian pedigree -- was another point on the continuum of 1970s art-rock (along with prog), whereas punk's populist, working-class rock 'n' roll and garage nostalgia was actually an aberration in that trajectory. A striking example of that continuity can be seen in Hammill's vocals and lyrics. There was certainly a lot of Hammill in Lydon's delivery, but stronger resonances could be heard in the more challenging and inventive music following punk. Swerving away from punk's collectivist, non-metaphoric, message-oriented songs, many post-punk lyrics began to sound very different, articulating an individualistic vision, more in line with the sort of complex and allusive, often dark and tormented existential romanticism favored by Hammill. Additionally, while punk singers were for the most part unremarkable, many of their post-punk counterparts had distinctive vocal identities which, like Hammill's, were far from conventional or orthodox.


Van Der Graaf Generator. Simultaneously the Orson Welles and Ed Wood of rock—if their wailing sax/rumbling organ anti-soul dirges can be shunted into that genre. They are usually considered a prog band, but in spite of their long, winding songs, they don’t really fit the symphonic rock label. Sympathetic critics have tried to cast them as proto-punks, thanks to Peter Hammill’s nihilistic lyrics and the group’s penchant for noisy avant-rock jamming rather than delicate keyboard solos. Oh, and of course, Johnny Rotten’s famous admiration for the group—which at least made them the only prog band to survive the rise of punk with their cred (such as it was) intact.

Burdaki en önemli vurgulamam gereken şeylerden biri Sex Pistols'ın John Lydon'ı I Hate Pink Floyd t-shirt'leriyle dolaşırken, bir yandan da yazıda belirtildiği gibi VDGG'yi en önemli ilham kaynaklarından biri olarak göstermeyi de ihmal etmiyor. Hatta yazıda da aynen Hammill'in Nadir's Big Chance albümüne falan ithaf edilmiş cümleler var. Bu yazıda da kastettiğim her şey mevcut, sadece ''van der graaf punk'' yazarak google'a bu sonuçlara ulaşılabildim. Ama bu kötü bir şey değil Yani progger'ların bile Pink Floyd'dan nefret edip VDGG'yi çok sevenleri var, John Lydon gibi bir punk'ın da aynı şeyi öne sürmesi bence gayet eğlenceli :)

Ki sanırım VDGG de punk'a ilham kaynağı olmaktan gayet memnunmuş anladığım kadarıyla :)

enchant

  • Genel Moderatör
  • Posts: 580
    • View Profile
    • Email
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #137 on: Şubat 25, 2012, 06:58:53 ÖS »
Yani progger'ların bile Pink Floyd'dan nefret edip VDGG'yi çok sevenleri var

beni tarif ettin. nefret etmiyorum da çokta ısınamadım diyeyim ama vdgg'yi ise çok severim. tartıştığınız konu doğru aslında vdgg'nin tavır olarak punk müzikten ilham aldığını ben de düşünüyorum. prog müzikte bazı alman uçuk müzik yapan (krautrock, spacerock) topluluklarla birlikte en anarşik sözler vdgg'deydi. en önemlilerinden birisi de peter hammill'in sesinin tınısında var olan farklılık. onu dinlerken post punk grupları aklıma geliyor. ama tabi ki her şeyin ötesinde prog müziğin en temel taşlarından bir tanesi. çok seviyorum onları. hmmm bu arada ben de pawn hearts diyorum. :)
http://yolcantalari.blogspot.com/ - müzik ve hissiyatı üzerine.
"deep into your eyes and now i feel alive, again!"
"why why why, you don't believe in what you feel?" COLLAGE

Moog

  • Posts: 453
    • View Profile
    • Email
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #138 on: Şubat 26, 2012, 12:57:47 ÖS »
Bu durumda sadece sözler ve kısmen duruş olarak VDGG-Punk etkileşimi olması söz konusu ki buna katılabilirim. Ancak melodi, armoni ve kontrpuan konularında VDGG hala benzersizdir. Zaten temel olarak bir grubun müziğini prog  olarak belirmememizi sağlayan etkenlerde yukarıda yazmış olduğum 3 müzikal teknik terimdir.

Porcupine Tree

  • Guest
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #139 on: Şubat 27, 2012, 09:53:25 ÖS »
Punk ile Prog'u birleştiren gruplar da var. Cardiacs mesela tavsiye ederim çok tatlı gruptur. 1988'de A Little Man and a House and the Whole World Window ve 1989'daki On Land and in the Sea albümlerini öneririm, bana oldukça hitap etmekte umarım size de eder :)

Cardiacs çok sevdiğim bir gruptur. Ama prog ile punk'ı birleştirmekten ziyade Progarchives'te de tanımlandığı gibi rock in opposition grubudur bana göre. Tabii hiç punk izleri yok demiyorum ama sadece prog ile punk'ı birleştiren grup deyip bırakmak olmaz.

Van Der Graaf Generator ve punk konusuna gelince de Van Der Graaf Generator punk müziğin kısa donlu halini bilir demekten başka bir şey demiyorum.

artmetaphors

  • Posts: 800
    • View Profile
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #140 on: Şubat 28, 2012, 12:15:03 ÖÖ »
Punk ile Prog'u birleştiren gruplar da var. Cardiacs mesela tavsiye ederim çok tatlı gruptur. 1988'de A Little Man and a House and the Whole World Window ve 1989'daki On Land and in the Sea albümlerini öneririm, bana oldukça hitap etmekte umarım size de eder :)

Cardiacs çok sevdiğim bir gruptur. Ama prog ile punk'ı birleştirmekten ziyade Progarchives'te de tanımlandığı gibi rock in opposition grubudur bana göre. Tabii hiç punk izleri yok demiyorum ama sadece prog ile punk'ı birleştiren grup deyip bırakmak olmaz.

Van Der Graaf Generator ve punk konusuna gelince de Van Der Graaf Generator punk müziğin kısa donlu halini bilir demekten başka bir şey demiyorum.

Aslında bence tam bir pronk grubu Cardiacs. Punk'tan izler oldukça taşıyor bence ve bunda utanılacak herhangi bir şey yok ki. Bakın burdaki çoğu progger'ın punk'a karşı bir duruşu vardır, bende de vardı bu. en azılı punk düşmanlarındandım diyebilirim öylesine nefret ederdim ki punk'a karşı ''punk'' tavırlar sergilemeye kadar giderdi öfkem, lisedeyken falan prog'u tahtından ettiği için insanları kaliteden uzaklaştırdığını, pespayeliğin ve yeteneksizliğin punk'çılarca yüceltildiğini ve tüm yozluğun disco ve punk temelli olduğunu düşünür/savunurdum. Ama bu büyük bir hata idi. Her şeyin değişim geçirmesi gerekiyordu vekonuyu uzatmıyım popüler müzik de kabuk değiştirdi. Bunu kabullenmemiz gerekiyordu, şahsım adına da bu çok zor olsa da eskisi gibi değilim en azından daha objektif bakabildiğimi düşünüyorum artık :)

Cardiacs'tan bahsediyorduk, şimdi sevdiğimiz grup olduğu için punk demekten kaçınmayı ben de anlıyorum, ben de bunu yediremezdim kendime ama bu grup rock in opposition falan değil, progarchives'dekiler de beğendikleri bir grubu punk'la işkillendirmemek için özellikle böyle bir şey uydurmuşlardır kesinlikle ki Cardiacs'ı ancak illa punk'sız bir şey diyelim desek desek avant-prog falan olarak tanımlayabiliriz ki bu bile tam özetleyemez, en iyi terim progressive punk olabilir bence yani kimilerince 'pronk' olarak tabir edilen tür. Ki belirtmem gerekir ki sevdiğimiz grupları türlere dahil etme çabaları ne kadar doğru o da tartışılır, bu bende de vardı neyse ki atlattım :) kendimize ihanet etmiş olabileceğimizi düşünmeyelim. Yoğun punk etkili Progressive müzik dememiz bizden hiç bir şey götürmez. Emin olun yıllarca punk'ı saçma sapan Sex Pistols, Ramones gibi grupların icraa ettiği tür sandım kendi adıma ve ne kadar yanıldığımı çok sonradan farkettim. Punk bile kendi içinde evrildi prog'dan etkilendi o kadar uçurumlar yok hepsi iç içe. Sadece boyalı basında, çıkan gruplar gerçek punk'ı yansıtmıyor, bunu lütfen hiç unutmayın. :)

VDGG çıktığında punk kısa donluydu evet, biz de Punk'ın prog grupları arasında duruş/şarkı sözü açısından VDGG'den oldukça etkilendiğini vs söyledik. Ama yok VDGG varken punk yoktu derseniz orda yanılgı olur çünkü garage grupları vardı. punk'ın doğumu da aslında prog'un doğumuyla aynı anlara denk gelir, sadece meşhur olup benimsenmesi zaman aldı :) 1975'in Godbluff ve Nadir's Big Chance albümlerinin punk üzerindeki etkisi de yadsınamaz, Peter Hammill'in bu kadar ilham kaynağı olması da gerçekten müthiş bir olay, iki akımda birden yer bulabilmek pek kişiye nasip olmamıştır heralde :)

Şimdi tam Still Life zamanıdır :)

 
« Last Edit: Şubat 28, 2012, 12:17:23 ÖÖ by artmetaphors »

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2309
    • View Profile
    • Email
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #141 on: Şubat 28, 2012, 01:17:09 ÖÖ »
Punk'ın kökenlerini 1950'li yıllara Rock'ın ilkel ve çiğ dönemlerine dayandıranlar çoktur öncelikle bunun adını koyalım, 60'lar sonu 70'ler başı gruplardan The Velvet Underground ve The Stooges gibi gruplar pek çok kaynağa göre Punk'ın ilk grupları olarak anılır. Bu arada Pink Floyd'un debut albümü A Piper Gates of Dawn ve Syd Barret'ın, punk rocker'ların gözünde ayrı bir yeri olduğunu unutmayalım.
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

Porcupine Tree

  • Guest
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #142 on: Şubat 28, 2012, 09:19:31 ÖS »
Dinlediğim bir müzik türünden utanacak biri değilim. Dinlediğim punk grupları da var. Çoğu progressive müzik dinleyicisi gibi punk müziğe karşı bir duruştan ziyade seçiciliğim var diyebilirim. Azılı punk müzik düşmanı ya da punk müzikten nefret eden biri değilim sadece dinlemem. Bir şeylerden nefret etmeyi de pek sevmem fakat bu durumda nefret etmem gereken bir şey olsaydı, bu şey kesinlikle boş iş yaptığını düşündüğüm punk gruplarından ziyade onları yücelten, kendilerini bir şey sanmalarını sağlayan güruh olurdu.

"Ki belirtmem gerekir ki sevdiğimiz grupları türlere dahil etme çabaları ne kadar doğru o da tartışılır" demişsiniz. Sevdiğim grupların ne tür müzik yaptığını müziği daha iyi sınıflandırmak ve anlamak adına olabildiğince türlere dahil etmeye çalışırım. Türlere ayırarak öğrenmek sadece müzikte değil çoğu konuda etkili bir yoldur. Ayırdığımız türlerin tam olarak sınırları olmasa da olabildiğince ayırmak yeterlidir. Nasıl bir kitapçıya girdiğimizde kitaplar türlerine göre dizilmişse müzikte de aynı.

Benim de belirtmem gerekir ki benim türünü rock in opposition dediğim bir grubu, rock in opposition türünden alıp yoğun punk etkili progressive müzikten tutup pronk diye bir tür yaratıp bunun içine koymak dinlediğimiz müziği bir türe dahil etme çabasına girmekten başka bir şey değildir. Nasıl progressive rock'tan neo-progressive türü türetilmişse prog-punk (ben böyle düşünmüyorum) yapan grubu "pronk" olarak sınıflandırmak aynı şeydir. Punk müzik düzene karşı olmaktır. Rock in opposition da amaç olarak bir yerde punk ile aynı yere çıkar.

Punk hakkında çok bilgili sayılmam Sex Pistols, Ramones gibi grupların asıl punk yapan gruplar olmayacağı da doğru olabilir aynı şeyi R&B türü için ben yaşamıştım. Şurda da kimsenin ellemediği başlığı var

http://www.progturk.com/smfforum/index.php?topic=426.0


artmetaphors

  • Posts: 800
    • View Profile
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #143 on: Şubat 29, 2012, 02:35:04 ÖÖ »
Peki sevgili marvin bana Cardiacs'ın yaptığı müziği, bakın birebiri demiyorum benzerini de demiyorum ucundan köşesinden bucağından icraa eden ikinci bir rock in opposition grubu söyler misiniz? Ben de öğrenmiş olurum en azından bu şekilde.

Porcupine Tree

  • Guest
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #144 on: Şubat 29, 2012, 09:39:01 ÖÖ »
Rock in opposition turunde bile birbirine benzeyen grup yokken Cardiacs a benzer grup ismi veremeyecegim maalesef. Zaten adi uzerinde.

artmetaphors

  • Posts: 800
    • View Profile
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #145 on: Şubat 29, 2012, 11:12:03 ÖÖ »
Rock in opposition turunde bile birbirine benzeyen grup yokken Cardiacs a benzer grup ismi veremeyecegim maalesef. Zaten adi uzerinde.


çok güzel bir işin içinden çıkma oldu :) o zaman şöyle yapalım rio grupları hangileridir mesela? Henry  Cow, Stormy Six, Samla Mammas Manna, Univers Zéro, Etron Fou Leloublan'ın yanına bir de Cardiacs'ı mı dahil ediyoruz müzikal anlamda? Buna içiniz kulağınız razı geliyor mu gerçekten?

Savunduğum/bildiğim şeyleri illa kaynak göstermek gerçekten beni üzüyor ama elimden de başka bir şey gelmiyor...

Tim Smith is credited as being the inventor of the Pronk (progressive punk) music genre; a name actually coined in the early 90s, but attributed to music critics of the late 70s "who were baffled by Cardiacs' unique sound, in order to try to place a genre label on their music". The term Pronk was said to have only been used by these music critics when trying to describe Cardiacs' very early work of the late 1970s, and that "However, Smith 'rejected' the term from the off - stating that Cardiacs are a Pop or Psychedelic act if anything".

Cardiacs' music is noted for balancing the attack and 'raw energy' of punk rock with the intricacies and technical cleverness of early British progressive rock. The band also incorporates elements of other musical forms such as ska, mediaeval music, folk music, heavy metal, hymns and corporate anthems. The music magazine Organ once commented that "one Cardiacs song contains more ideas than most other musicians' entire careers.
 
The broad combination of styles in the band's music has sometimes been referred to as "progressive punk" - or "pronk" - and has led to Cardiacs being labelled the primary exponents of this musical style. Tim Smith rejects the term, and prefers the description "psychedelic" or simply "pop". Musicians which the band have cited as Cardiacs influences include XTC, Van der Graaf Generator, Gong, early Split Enz, Gentle Giant, Alberto Y Lost Trios Paranoias, early Genesis, Deaf School and Wire.

RIO ile ilgisi alakası yok lütfen yapmayın. Felsefesiyle de müziğiyle de tamamen ilgisi yok. Yapmayın etmeyin, şakasına dediğinizi varsayıyorum :)
« Last Edit: Şubat 29, 2012, 11:18:56 ÖÖ by artmetaphors »

Porcupine Tree

  • Guest
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #146 on: Şubat 29, 2012, 10:41:46 ÖS »
Saydığınız gruplar içirisinden Univers Zero, Henry Cow ve Stormy Six'i dinlemişliğim var. Bu üçü bile birbirine pek benziyor diyemem. Onun dışında hiçbir türün yakınından geçmeyen Frank Zappa gerçeği var. Rock in opposition deyince benim aklıma ilk Frank Zappa gelir. İşin içinden çıkma değil. Aynen dediğim gibi. Kaynak göstermek tabii güzel bir şey. Ben kaynak gösterince benim kaynağım 'punk müziğe karşı bir duruşu olan progressive müzik sitesi progarchives' oluyor fakat siz kaynak gösterince herkesin kendinden bir şeyler ekleyebildiği Wikipedia geçerli kaynak oluyor.

Google'a pronk rock bands yazınca bir şey bulamadım nedense. Yine kaynak gösterdiğiniz Wikipedia'da pronk linkine tıkladığımda post-punk sayfasına yönlendiriliyorum ve sayfa içinde Cardiacs kelimesini arama yaptırdığımda sonuç elde edemiyorum. Bundan 30-40 sene önce bir tür yaratmış olan Cardiacs'tan başka pronk diye adlandırdığınız türe ait başka grup çıkmıyor. Çok ilginç bir türmüş gerçekten.

Her türün kendi içinde çok özgün grupları vardır bildiğiniz gibi. Bu grup da onlardan biri. Rock in opposition olarak gördüğüm Frank Zappa'yı bir müzik türüne koymaya kalksak işin içinden çıkamayız herhalde.

Ne siz Cardiacs'ı pronk olarak görürseniz bir şey olur ne de ben rock in opposition olarak görürsem bir şey. O yüzden havadan sudan sebeplerle canımızı sıkmayalım.

artmetaphors

  • Posts: 800
    • View Profile
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #147 on: Şubat 29, 2012, 11:52:52 ÖS »
http://www.allmusic.com/artist/cardiacs-p354981/biography

Combining the D.I.Y.-attitude of the early punk years with an affection for progressive rock acts such as Gong and Gentle Giant, the U.K. act the Cardiacs formed in late 1977 by Tim Smith, who quickly enlisted brother Jim Smith to join the fledgling outfit. The alleged fact that Jim couldn't play an instrument mattered little and the band took the moniker Cardiac Arrest. Their first actual release was a single, "A Bus for a Bus on the Bus," in 1979, which they followed with a full-length cassette release the next year, entitled The Obvious, under the truncated name the Cardiacs. They sporadically self-released material throughout the '80s, including Toy World in 1981. They landed a high-profile slot opening for Marillion in 1985 which, although they had been selected by Marillion lead singer Fish, proved to be a pairing that did not go down well with the headliner's fan base. In 1988, they released the LP A Little Man and a House and the Whole World Window, which proved to be their biggest success, spawning the Top Ten indie chart track "Is This a Life." The success was short-lived and the band found itself embroiled in a brief stir when the factions of the media mistook the relationship between Tim Smith and saxophonist Sarah Smith to be as siblings instead of man and wife. Although their audience has never been widespread, self-proclaimed admirers of the Cardiacs include Mike Patton and Damon Albarn, who arranged for them to open shows for Blur during 1995. The Cardiacs have toured regularly since their inception, even if their recorded output has been a bit more erratic.

Herhangi bir RIO tabiri yok görebildiğim kadarıyla.

Ayrıca pronk yani progressive punk olarak tabir ettiğimiz olgu sırf cardiacs'ın türünü belirtebilmek için 70'lerin sonunda müzik eleştirmenleri tarafından öne sürülüyor. Ki bence progarchives'teki elemanların sırf punk dememek için RIO sınıfına Cardiacs'ı soktukları da rahatlıkla görülebilecek bir gerçek.

Tim Smith is credited as being the inventor of the Pronk (progressive punk) music genre; a name actually coined in the early 90s, but attributed to music critics of the late 70s "who were baffled by Cardiacs' unique sound, in order to try to place a genre label on their music". The term Pronk was said to have only been used by these music critics when trying to describe Cardiacs' very early work of the late 1970s, and that "However, Smith 'rejected' the term from the off - stating that Cardiacs are a Pop or Psychedelic act if anything".

Burda da görüleceği üzere, grubun kurucusu Tim Smith 70'lerin sonunda müzik eleştirmenlerinin kendisilerine atfettiği progressive punk yani pronk işte türünde olduklarını dahi kabul etmiyor biz pop veya psychedelic grubuyuz şeklinde demeci varken progarchives'tekilerin neye göre Cardiacs'ı RIO sınıfına sokma cesaretini bulduklarını da merak etmekteyim. Cardiacs'ın punk-related avant prog şeklinde tasviri bile mümkünken RIO'da ısrar etmeleri de aslında kaynakça olarak güvenilmez bir tablo çiziyor gözümde. Elemanların kendi keyiflerine göre bu grubu sınıflandırdığı da gün gibi aşikar.

Sevgili marvin, kesinlikle can sıkılmalık bir şey yok ortada, sadece fikir teatisinde bulunuyoruz, demeye çalıştığım şu; progarchives olsun wiki olsun ordaki burdaki kaynaklara hiç güvenme. hep kulağını dinle, dinlediğine güven, ben de belki de hatalı düşünüyorum. Belki de yanılıyorum ki yanılıyorsam çok sevinirim. Belki de gerçekten RIO'dur, çünkü çok sıkıldım, müzikten de hayattan da sıkıldım. Zevk vermiyor artık sanırım ruhum yaşlandı. Ama sen benim gibi olma, sanırım 20 yaşındasın, senin yaşındayken benim bunları konuşabileceğim/tartışabileceğim çevrem hiç olmadı. Belki senelerden sonra böyle bir ortamı bulduğum için biraz hızlı gidiyorum bilmiyorum. :)

Güzeldi RIO üzerine konuşmak, çok teşekkürler çok iyi geldi :)


« Last Edit: Şubat 29, 2012, 11:55:04 ÖS by artmetaphors »

artmetaphors

  • Posts: 800
    • View Profile
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #148 on: Mart 17, 2012, 04:30:51 ÖS »
Post-Rock'ı 21. yüzyıldaki en doğru progressive rock türü olarak görmekteyim. aslında progressive rock'ın bir alt dalı olarak görülmeli ama öyle görülmüyor ilginç bir şekilde.

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2309
    • View Profile
    • Email
Ynt: Alternative Rock, Brit pop, Indie, Post Rock, Punk, Post Punk, Grunge
« Reply #149 on: Mart 18, 2012, 01:56:13 ÖÖ »
Post-Rock'ı 21. yüzyıldaki en doğru progressive rock türü olarak görmekteyim. aslında progressive rock'ın bir alt dalı olarak görülmeli ama öyle görülmüyor ilginç bir şekilde.
... görülüyor, burada yer yer eleştirdiğimiz progarchives'da, Progressive Rock'ın alt dalı olarak Post Rock-Math Rock kategorisi var yalnız bu tarza alternatif mecra'da sahip çıkıyor muhtemelen türün icracıları da Progresif Rock yakıştırmasını pek kabul etmezler bildiğim kadarıyla...
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE