Author Topic: The Mars Volta  (Read 3572 times)

progdelic

  • Posts: 4
    • View Profile
The Mars Volta
« on: Aralık 24, 2011, 10:28:12 ÖS »
Amerikalı deneysel progressive rock grubu. Omar Rodriguez Lopez tarafından 2001 yılında kurulmuştur. Şu ana kadar 6 stüdyo albümüne imza atmışlardır. Son dönemlerde Omar Rodriguez Lopez'in kendi projelerine biraz daha ağırlık vermesinden dolayı -en son sadece 2010 senesinde kendi adını taşıyan grupla 6 stüdyo albümü çıkarmıştır- grup 2 senedir sessizliğe bürünse de, yeni çıkacak albümlerini heyecanla beklenmekte. Steven Wilson ile birlikte son dönemin progressive rock adına en üretken isimlerinden. İlk dinleyecekler için "De-Loused in the Comatorium" albümünü tavsiye ederim.

Porcupine Tree

  • Guest
Ynt: The Mars Volta
« Reply #1 on: Aralık 24, 2011, 11:30:33 ÖS »
Sırf Cassandra Gemini için sevilir kendisi.

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: The Mars Volta
« Reply #2 on: Aralık 25, 2011, 02:59:02 ÖÖ »
Vakt-i zamanında turkrock forumlarında Amputechture albümleri ile ilgili şunları karalamışız;

Sersemletici bir albüm. Diyeceğim ilk kelime bu olabilir bu yapıt hakkında, dinleyince fena bir halde sersemledim çünkü. Bu adamlar kesinlikle dahilik ve delilik arasında dolaşıyor,takip edilmesi zor bir tempo ve kompleks öğeler içeren progressive bir sound icra ediyorlar. Sanki V.D.G.G, King Crimson gibi grupların en zor pasajlarını daha hızlı tempoda çalıyor gibiler. Nefeslilerle desteklenen anormal doğaçlamalar (Anormal kelimesi olumlu anlamda kullanılmıştır )ve ortaya çıkan kulakların zor hazmedebileceği bir sound. Her şeye rağmen sevdim ben bu adamları. Bu sevgi ve ilgi, normal diye tanımlananların dışına taşan şeylere ilgimden olsa gerek.
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: The Mars Volta
« Reply #3 on: Nisan 05, 2012, 03:20:52 ÖÖ »
İlk albümlerini çok da can kulağıyla dinlemedim ahkam kesmeyeyim,

Frances The Mute albümlerinde 70'ler havası vardı,

Amputechture albümlerinde 70'lerin günümüzdeki en arıza ve özgün olarak icra edilmiş versiyonları vardı,


The Bedlam In Goliath Amputechture hattından ilerleyen başarılı bir kayıttı,


Octahedron' da büyük bir form düşüklüğü vardı,

İsmini andığım albümlerin arasında Octahedron hariç  ufak çaplı farklılıklar olsa da birbirine yakın albümler gibiydi ama,

Noctourniquet albümü ile grup farklı bir kulvara 70'lerden 80'lere gitar yoğunluğundan synth ağırlıklı bir sounda direksiyon kırmaya başlamış gibi,

Evet bir değişim ama oldukça hayırlı bir değişim,

Sözün özü günümüzün en nev-i şahsına münhasır ve farklı grubundan oldukça cesur bir girişim...
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE