Author Topic: Marillion  (Read 88842 times)

man-erg

  • Posts: 855
    • View Profile
    • Email
Ynt: Marillion
« Reply #90 on: Temmuz 26, 2012, 03:00:56 ÖS »
Hayatım boyunca ses sistemlerinden anlamadım, kayıtlarda mükemmelliğin peşinde koşmadım bu yüzden iyi ya da kötü ayırt e-de-meden dinlerim. Bu benim için çok büyük kayıp, kayıt teknolijisinin, prodüksiyonun dinlediğin müziği bütünüyle değiştirdiğini bilirim ama dedim ya bunları o kadar takıntı yapmadım kendime...

Yalnız şunu soracağım süha biliyorsun Marillion'un hemen hemen tüm albümlerinin remasterları yapıldı, o versiyonlarında da düzelmedi mi bahsettiğin durumlar ?

Yok, malesef remaster olayında albümün genel sound'u ile pek değiştirilmez zaten, sadece temizlenir kayıt, bir de albümün genel ses seviyesinin yükseltilmesi uğruna sesin yükseldiği noktalar alçaltılır dinamic range gebertilir böylece sadece ses tüm albüm boyunca üksek tutulup sürekli bağıran rezil bir sound oluşturulur. Remaster olayı müziğe ihanettir.

Ben ilk japon cd baskılarından dinliyorum, en düzgünü onlar

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: Marillion
« Reply #91 on: Temmuz 26, 2012, 03:04:04 ÖS »
Hayatım boyunca ses sistemlerinden anlamadım, kayıtlarda mükemmelliğin peşinde koşmadım bu yüzden iyi ya da kötü ayırt e-de-meden dinlerim. Bu benim için çok büyük kayıp, kayıt teknolijisinin, prodüksiyonun dinlediğin müziği bütünüyle değiştirdiğini bilirim ama dedim ya bunları o kadar takıntı yapmadım kendime...

Yalnız şunu soracağım süha biliyorsun Marillion'un hemen hemen tüm albümlerinin remasterları yapıldı, o versiyonlarında da düzelmedi mi bahsettiğin durumlar ?

Yok, malesef remaster olayında albümün genel sound'u ile pek değiştirilmez zaten, sadece temizlenir kayıt, bir de albümün genel ses seviyesinin yükseltilmesi uğruna sesin yükseldiği noktalar alçaltılır dinamic range gebertilir böylece sadece ses tüm albüm boyunca üksek tutulup sürekli bağıran rezil bir sound oluşturulur. Remaster olayı müziğe ihanettir.

Ben ilk japon cd baskılarından dinliyorum, en düzgünü onlar
Kayıt konusunda muhakkak haklısındır eyvallah ama bu remaster versiyonlara ticari zihniyetle de olsa konulan bonus şarkılar ya da bildiğimiz şarkıların konser ve demo halleri remasterları ilginç hale getiriyor bence. Özellikle çiftli Marillion remasterları'nın ikinci cd'lerinde bir çok ilginç ve heyecan verici döküman mevcut...
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

man-erg

  • Posts: 855
    • View Profile
    • Email
Ynt: Marillion
« Reply #92 on: Temmuz 26, 2012, 03:28:02 ÖS »
Kayıt konusunda muhakkak haklısındır eyvallah ama bu remaster versiyonlara ticari zihniyetle de olsa konulan bonus şarkılar ya da bildiğimiz şarkıların konser ve demo halleri remasterları ilginç hale getiriyor bence. Özellikle çiftli Marillion remasterları'nın ikinci cd'lerinde bir çok ilginç ve heyecan verici döküman mevcut...

Biliyorum işte sırf bu yüzden orjinal Cd almayı bırakıp download olayına daldım ya ben. Bir gün bi baktım deep purple albümlerinin hepsinin 2-3 baskısı var elimde, biri bonuslar için, biri en iyi sound için, bir diğeri farklı bonuslar için. S*çarım olan böyle işin içine, bu köpeklere (plak şirketleri) para kazandırmak için mi eşek gibi çalışıyorum deyip sonunda bıraktım cd almayı. Şimdi basıyorum geliyor oooh ne güzel. Zamanında akıttığım paralara saysınlar.  ;D

MArillion'ın hem remasterlarının hem de ilk cd baskılarının orjinalleri duruyor ama hala. Elimde 300 civarı orjinal kaldı hepsi satılık, cdplayer'ı sattığımdan beri onlarla da işim kalmadı. İlgilenen varsa mesaj atsın. 500 civarı da orjinalden kayıt CDR kaldı onları bi ara toplayıp Metafiz'e göndericem söz verdim. 

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: Marillion
« Reply #93 on: Temmuz 26, 2012, 03:38:50 ÖS »
Kayıt konusunda muhakkak haklısındır eyvallah ama bu remaster versiyonlara ticari zihniyetle de olsa konulan bonus şarkılar ya da bildiğimiz şarkıların konser ve demo halleri remasterları ilginç hale getiriyor bence. Özellikle çiftli Marillion remasterları'nın ikinci cd'lerinde bir çok ilginç ve heyecan verici döküman mevcut...

Biliyorum işte sırf bu yüzden orjinal Cd almayı bırakıp download olayına daldım ya ben. Bir gün bi baktım deep purple albümlerinin hepsinin 2-3 baskısı var elimde, biri bonuslar için, biri en iyi sound için, bir diğeri farklı bonuslar için. S*çarım olan böyle işin içine, bu köpeklere (plak şirketleri) para kazandırmak için mi eşek gibi çalışıyorum deyip sonunda bıraktım cd almayı. Şimdi basıyorum geliyor oooh ne güzel. Zamanında akıttığım paralara saysınlar.  ;D

MArillion'ın hem remasterlarının hem de ilk cd baskılarının orjinalleri duruyor ama hala. Elimde 300 civarı orjinal kaldı hepsi satılık, cdplayer'ı sattığımdan beri onlarla da işim kalmadı. İlgilenen varsa mesaj atsın. 500 civarı da orjinalden kayıt CDR kaldı onları bi ara toplayıp Metafiz'e göndericem söz verdim. 
Bu download olayından dolayı müzisyenler adına üzgünüm ama çakallara ( plak şirketine ) olanlar yüzünden çok ama çok memnunum. Pek çok dinleyici ve müzisyenin kanını emdiler hatta bazı müzisyenlerin hayatını bitirdiler kana doymaz vampirler...
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

man-erg

  • Posts: 855
    • View Profile
    • Email
Ynt: Marillion
« Reply #94 on: Temmuz 26, 2012, 06:24:10 ÖS »
Bu download olayından dolayı müzisyenler adına üzgünüm ama çakallara ( plak şirketine ) olanlar yüzünden çok ama çok memnunum. Pek çok dinleyici ve müzisyenin kanını emdiler hatta bazı müzisyenlerin hayatını bitirdiler kana doymaz vampirler...

Müzisyenlere yaptıklarından önce müziğe yaptıklarını konuşmak lazım. Close to the edge piyasaya çıktıktan sonra 1 sene içinde 1 milyondan fazla satmış. şimdi 40 yılda nereden nereye geldiğimizi şöyle bir düşünürsek, bu çürümede en önemli rolün plak şirketlerinde olduğunu da göz ardı edemeyiz. tabi bir de MTV var. Şerrefsizler.

mare101

  • Guest
Ynt: Marillion
« Reply #95 on: Kasım 13, 2012, 05:41:14 ÖS »
 Yanılmıyorsam sene 1993 idi.Depeche Mode ve Cure haricinde pek birşey dinlemediğim dönemler.Adını şimdi hatırlayamadığım bir dergide Marillion'ın ilk üç albümü hakkında bir kritik vardı ve bu üç albümden EFSANEVİ olarak bahsediliyordu.Yolumun İstanbul'a düştüğü bir gün Aksaray Cabir Müzik'ten bu ilk üç albümü birlikte aldım,kaset formatında.
 Birkaç dinleyişle birlikte hayatım değişmediyse de müziğe bakış açım değişti.Her ne kadar yaklaşık on yıl gecikmeli tanıdıysam da birlikteliğimiz hala devam eder bu grupla, ama Fish dönemi albümlerin yeri ayrıdır.Fish sonrası döneme ısınamadım bir türlü.
 Bu arada Fish'de bildiğim kadarıyla iki kez geldi İstanbul'a ama gidemedim.Hala yanarım..

metafiz

  • Posts: 943
    • View Profile
    • Email
Ynt: Marillion
« Reply #96 on: Kasım 13, 2012, 09:57:19 ÖS »
Fish dönemi benim içinde efsaneler arasında. Fish sonrası çok başarılı işlerde yaptılar ama bende senin gibi pek ısınamadım o döneme.

b4usleep

  • Posts: 119
    • View Profile
    • Email
Ynt: Marillion
« Reply #97 on: Temmuz 08, 2014, 10:49:27 ÖS »
http://www.youtube.com/watch?v=wIuOEws_vmg

Fish dönemi, bütün konser.

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: Marillion
« Reply #98 on: Temmuz 09, 2014, 10:48:47 ÖS »
Alakasız olacak da, yazayım yine de... Ya hiç okunmayacak ya da okunsa da progger-snobber tavırlarla cevaba gerek görülmeyecek sonuçta neyse..

Biraz bu başlığı, biraz başka başlıklarda geçmiş zamanlarda yazdıklarıma şöyle bir baktımda..Şimdi facebook sayfamızdaki mecburi, hoşgörülü, herkese mavi boncuk veren, tonton Hulusi Kentmen amca profilimi bir kenara bırakırsak...Bu forumlardaki agresif saldırgan polemikçi tavırlarımı özlemişim be... ;D
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

metafiz

  • Posts: 943
    • View Profile
    • Email
Ynt: Marillion
« Reply #99 on: Haziran 07, 2016, 03:32:25 ÖÖ »
Facebook grubumuzdan sevgili Hakan Taşan'ın, Script For A Jester's Tear kapak incelemesi.
--------------------------------------------------------------------------------------
SCRIPT FOR A JESTERS TEAR



Progressive Rock’ın yeniden canlanmaya başladığı 1980’li yılların ilk döneminde öne çıkan en önemli gruplardan biri de hiç kuşkusuz Marillion’dır.
   Punk furyasının İngiltere’yi kasıp kavurduğu yıllarda ortaya çıkıp, 70’lerdeki gücünü ve ruhunu kaybetmeye başlayan Progressive Rock  bayrağını devralarak, dönemdaşı olan diğer birkaç grup ile Neo Prog adı verilecek yeni bir tarzın en önde  gelenlerinden biri haline gelecek olan bu grup dikkatleri ilk olarak 1982 tarihli ‘‘Market Square Heroes’’ Single’ı ile üzerinde toplamıştı.Takip eden 1983 yılı içinde, ilk albümün habercisi olarak yayınlanan ilk Single ‘‘He Knows You Know’’ da piyasaya sürülmüştü.
   Bu iki Single ve sonrasında yayınlanan 1983 tarihli ilk albüm ‘‘Script For A Jesters Tear’’  müzikal altyapısı ve sanatsal lirikleri ile olduğu kadar, alışılmışın dışında ve ince detaylar içeren kapakları ile de ilgi ve merak toplamış, kısa süre içinde bir kült haline gelecek olan ‘‘Jester’’ karakterini de müzik piyasası ve müzik severler ile buluşturmuştu.

  Fish dönemi Marillion Albüm ve Single’larının tamamının ressamı olan Mark Wilkinson’ın grupla tanışması tamamen tesadüf eseridir. Londra’da aynı evi paylaştığı birkaç arkadaşı ile bir akşam barda takılan Wilkinson, Torchlight isimli bir tasarım ofisinin, EMI ile yeni sözleşme yapmış bir müzik grubuyla çalışmak üzere bir ressam aradığını işitir.Böyle bir fırsat aramakta olan Wilkinson ertesi gün Torchlight firmasına giderek Jo Mirowski ile görüşür ve portfoyündeki çalışmaları gösterir.İşe kabul edilen Wilkinson’a sadece iki Single için birlikte çalışacakları söylense de, grup üyelerinin beğenisi neticesinde bu çalışmalar uzun bir birlikteliğe dönüşür.

  İlk albüm olan Script For A Jesters Tear’in kapak görseli için çalışmaya başlamadan önce Fish ve Wilkinson bir araya gelerek görüş alış verişinde bulunurlar.Fish’in kafasında, daha Marillion’a katılmadan evvel yer bulan ‘‘soytarı kılıklı, perişan görünümlü bir yazar’’  namı diğer ‘‘Jester’’  konsepti artık ete kemiğe bürünmek üzeredir.

Şimdi, kapakta yer verilen ve açıklamaya muhtaç bazı ayrıntı ve simgeleri açıklamaya çalışalım.

- Duvardaki iki adet poster, Marillion’ın ilk albüm öncesi yayınladığı iki Single’a ait kapak görselleridir. Debut Single ‘’Market Square Heroes’’ ve ilk albüme ait bir Single olan ‘’He Knows You Know’’.

- Zemindeki pikabın yanında bulunan dört adet albüm/single şunlardır.
 A Saucerful Of Secrets - Pink Floyd (Lp . 1968)
 Do You Dream In Colour? - Bill Nelson (7’’ Single . 1980)
 He Knows You Know – Marillion (12’’ Single . 1983)
 Market Square Heroes -  Marillion (7’’ Single . 1982)



NOT : Görüldüğü üzere, albüm yayınlanmadan önce piyasaya çıkan her iki Single’a hem duvardaki posterler hem de yerde bulunan albüm/Single’lar vasıtasıyla bir selam gönderilmek istenmiş (ki , gayet anlaşılabilir bir durum.)

- Yer yatağının üzerindeki neşriyatlar ise Kerrang! ve Sounds dergileri ile Daily Mirror gazetesidir. Bu neşriyatların, ‘‘Hayali Kahramanımız’’ tarafından okunması muhtemel yayınlar olduğu düşünülmüştür.
Daily Mirror’ın ön sayfasında , ‘‘Yorkshire Ripper’’ adı ile anılan ve 1975-1980 yılları arasında 13 kadını öldürmekle suçlanan bir seri katile ait haber göze çarpmaktadır.



- Yerde bulunan boş kutu Coca Cola’nın üzerinde ‘‘Mark’’ , boş plastik sıvı deterjan kutusunun üzerinde ise ‘‘Jo’’ yazmaktadır. Bu isimler, kapağın ressamı olan Mark Wilkinson ve bağlı olduğu Torchlight isimli tasarım atelyesinde birlikte çalıştığı Jo Mirowski’ye aittir.
Ressam Mark Wilkinson gerçekte, Coca Cola ve Fairy sıvı deterjan kutusunu marka isimleri ile resmetmek istemiş fakat, muhtemel bir isim hakkı sorunuyla karşılaşmamak için bu isimleri kullanmamıştır.
(Jo Mirowski aynı zamanda, Fish döneminde kullanılan orijinal Marillion logosunun da yaratıcısıdır.)



- Aynı şekilde, kültablasının üzerinde kullanılması düşünülen ‘‘Fuller’s Brewery’’ (İngiltere’de bir bira üreticisi)  logosu da isim hakkı sorunuyla karşılaşmamak için kullanılmamıştır.



- Şöminenin üzerinde bulunan resim, bir 19. YY ressamı olan Sir John Millais’e ait  ‘‘Ophelia’’ isimli tablodur.
Gerçekte, bu tablo yerine, yine aynı ressama ait olan ‘’Death of Ophelia’’ (Ophelia’nın Ölümü) isimli tablonun kullanılması düşünülmüş ve tabloda bir oynama yapılarak, suda boğulan Ophelia’nın yerine John Lennon’ın kullanılması tasarlanmıştır.Fakat, bunun için Lennon’ın eşi Yoko ONO’dan izin alınması gerektiğinden ve bu iznin alınması uzun zaman alabileceğinden bu fikirden vazgeçilerek ‘‘Death of Ophelia’’  yerine ‘‘Ophelia’’ tablosu kapakta kullanılmıştır.



OPHELIA



DEATH OF OPHELIA                                                         

- Yer yatağının üzerinde bulunan yastığın sol yanındaki kurukafa silüetinin ise şöyle bir hikayesi var; kapakta yer verilmek istenen ve Death of Ophelia tablosundan esinlenilerek resmedilmek istenen  suda boğulan John Lennon çizimi gerçekleşmeyince, yine aynı tabloda bulunan ve kuru kafa olduğuna inanılan bir ayrıntıdan yola çıkılarak yastığın kenarında bir kuru kafaya yer verilir, bu şekilde Death Of Ophelia tablosuna bir gönderme yapılmış olur. (Kendi yorumum olan bu hususu ressam Mark Wilkinson ile paylaşıp doğruluğunu teyit ettim.)





Yukarıdaki resime ait olan ve kurukafa olduğuna inanılan ayrıntı

- Soytarının elindeki kuş tüyü kalem kahramanımızın bir yazar olduğunu göstermektedir. Kahramanımızın diğer elindeki keman ise onun aynı zamanda müzik ile olan ilişkisine işaret eden bir semboldur.



- Boş keman kutusunun içindeki kağıtta The Beatles’a ait  Yesterday parçasının sözleri yazmaktadır. EMI firması, bu konuda Paul McCartney’den izin almıştır.



NOT: Albüm kapağındaki Beatles’a ait tek gönderme, keman kutusunun içindeki Yesterday parçasının sözlerini içeren kağıt değildir. Aslında, Fish dönemine ait dört Marillion albümünün kapağında yer alan bir ortak nokta vardır ki, bu ortak nokta tamamıyla Beatles’ın Abbey Road albümünün kapağına gönderme yapmaktadır.
Script For A Jesters Tear ve Fugazi albümlerinin kapağında yer alan Jester (Soytarı) , Misplaced Childhood albüm kapağındaki üniformalı çocuk ve Clutching At Straws albüm kapağındaki Torch isimli kahramanlarımızın tamamı bu albümlerin kapaklarında çıplak ayaklı olarak resmedilmişlerdir. Bu şekilde Beatles’ın Abbey Road albümünün kapağına ve bu kapakta çıplak ayaklı olan Paul McCartney’e gönderme yapılması amaçlanmıştır.

- Sandalyenin üzerinde görülen bukalemun figürü, halihazırda yazılmış olan fakat Fugazi albümüne kadar kaydı yapılmayan ‘‘She Chameleon’’ parçasına ait bir görseldir.
(Sonraki iki albüm olan Fugazi ve Misplaced Childhood albümlerinin kapaklarında da bukalemun figürüne yer verildiğini hatırlamakta fayda var.)



- TV’deki görüntü, bir kukla karakteri olan Punch ve Judy’e aittir. Fugazi albümünde ‘‘Punch and Judy’’ isimli bir parça bulunduğunu da ekleyelim.



Hakan TAŞAN


metafiz

  • Posts: 943
    • View Profile
    • Email
Ynt: Marillion
« Reply #100 on: Haziran 22, 2016, 05:36:21 ÖS »
Facebook grubumuzdan sevgili Hakan Taşan'ın, Kayleigh incelemesi.
----------------------------------------------------------------


KAYLEIGH


Hatırlıyor musun oyun alanının duvarında eriyen tebeşirden kalpleri
Hatırlıyor musun ayın yıkadığı kolej koridorlarından şafak vakti firarlarını (Not 1)
Hatırlıyor musun Pazar Meydanı’ndaki kiraz çiçeğini (Not 2)
Onu saçımızdaki konfeti diye düşündüğümü hatırlıyor musun
Bu arada kalbini kırmadım mı? (Not 3)
Lütfen bağışla beni,Asla kalbini kırmak istemedim
Çok üzgünüm,Asla kalbini kırmak istemedim
Ama sen benimkini kırdın.

Kayleigh üzgünüm demek için çok mu geç?
Ve Kayleigh birlikte olabilir miyiz yine?
Ben sadece doğal bir sonmuş gibi davranamam

Kayleigh,ah seni özleyeceğimi hiç düşünmemiştim
Ve Kayleigh daima arkadaş olacağımızı düşünmüştüm
Aşkımız sonsuza dek sürecek derdik
Peki bu acı son nasıl geldi?

Hatırlıyor musun kayan yıldızlarla çimlerde yalınayak
Hatırlıyor musun yerlerde seviştiğimizi Belsize Park’ta
Stilettoyla karda dansımızı hatırlıyor musun  (Not 4)
Hatırlıyor musun hiç anlamadığını gitmem gerektiğini
Bu arada kalbini kırmadım mı?
Lütfen bağışla beni,Asla kalbini kırmak istemedim
Çok üzgünüm,Asla kalbini kırmak istemedim
Ama sen benimkini kırdın.

Kayleigh sadece üzgünüm demek istiyorum
Fakat Kayleigh telefon açamayacak kadar korkmuştum
Yıkılmış yuvamızı onaracak başka bir sevgili bulduğunu duyarım diye

Kayleigh hala bu aşk şarkısını yazmaya çabalıyorum (Not 5)
Kayleigh gitmiş olman benim için çok önemli
Belki bu haklı olduğumuzu kanıtlayacak
Ya da benim hata yaptığımı.
(Hatalıydık,ah çok hatalı.) (Not 6)


 
GİRİŞ : Kayleigh hakkında konuşmaya başlamadan önce Fish’e kulak verelim,bakalım bu parçanın da içinde bulunduğu Misplaced Childhood albümü öncesinde hangi ruh hali içindeymiş? Böylece efsanevi Kayleigh ve yine efsanevi Misplaced Childhood albümünün hangi şartlarda hayat bulduğunu daha iyi anlayabiliriz belki.Şöyle diyor Fish;  ‘‘Ailemden,sevdiğim kişiden ve evimin sığınağından uzakta, medya ve dalkavuklarla çevrelenmiş bir koza içinde hapsedilmiş, gezici bir sirkteydim.Olağanlık ve akıl sağlığını korumaya çalışma günlük rutinlerdi……Bedel ödüyordum.Büyük ilişkim sonunda bitmişti,arkasında sisler bırakarak, kendi kutsal kasemi arayış kariyerimin bitişi gibi.’’

ÖNSÖZ : Progressive Rock veya Rock müzik hayranı olsun olmasın, Marillion ismine aşina olan her müzik dinleyicisinin aklına düşen ilk parça tartışmasız Kayleigh’dir;keza Marillion’ı ilk olarak bu parça ile tanıyanlarda hayli fazladır. Bu parça aynı zamanda grubun tarihinde İngiltere müzik listelerinde en yükseğe çıkan parçasıdır.(Single listelerinde 2 numaraya dek yükselmiştir.)
  Misplaced Childhood albümü ise İngiltere Müzik Listelerinde 1 numaraya kadar yükselmiş (Listelerde 1 numaraya ulaşan tek Marillion albümüdür) ve toplam 41 hafta albüm listelerinde yer almayı başarmıştır.

PARÇA HAKKINDA GENEL BİLGİLER : Günümüzde dahi bir fenomen olan Kayleigh ismi aslında Fish tarafından oluşturulmuştur.Fish parçanın ismi konusunda eski kız arkadaşı ‘’Kay Lee’’ den esinlenmiş ve ‘‘Lee’’nin yerine farklı bir ifade ile ‘‘Leigh’’ getirilerek Kayleigh ismi meydana gelmiştir.(Fish telefon ederek bu düşüncesi ve niyetinden Kay’i haberdar etmiştir.) Fakat Fish’in Kay ile olan ilişkisini bilen grubun diğer üyeleri Kayleigh ismini çok kişisel bularak itiraz etmişler ve bu parçaya Katherine,Jennifer gibi isimler önermişlerdir.
İskoç inatçılığı ve ısrarı neticesinde Fish bu önerileri reddederek şarkının isminin Kayleigh olmasını sağlamıştır.
  Parçanın yazım ve kayıt aşamalarında Fish’in liriklere dair fikirleri günden güne değişir.Fish yalnızca Kay değil tüm birliktelik yaşadığı eski kız arkadaşlarıyla olan ilişkilerini, tecrübelerini, yaşanmışlıkları ve pişmanlıklarını düşünerek bu hayali karakteri ortaya çıkarır.Dolayısıyla Kayleigh ismi Fish’in o ana dek hayatında yer alan tüm kadınları anlatır.
  Kayıtlar esnasında Fish hala parçanın sözlerini tamamlayamamıştır ve sonunda albümün prodüktörü Chris Kimsey devreye girer; Kimsey grubun diğer üyelerini akşam yemeği için dışarı çıkarır,Fish’i stüdyoda yalnız bırakır ve sözleri tamamlamadan stüdyodan çıkmamasını söyler.Bir kaç şişe alkolün de yardımıyla Fish iki saat sonra şarkının sözlerini tamamlar ve aynı gece vokal kayıtları da yapılır.
  Marillion’ın bu en bilinen parçasının müzikal altyapısı ise Steven Rothery imzasını taşır.Bir gece Rothery’nin eşi ondan bir parçayı gitarıyla nasıl oluşturduğunu öğrenmek ister ve Rothery eşine bir şeyler çalarken ortaya Kayleigh’nin giriş riffleri çıkar.
  7 Mayıs 1985 tarihinde Kayleigh Single olarak piyasaya sürülür ve Avrupa’da büyük başarılar elde ederek İngiltere listelerinde 2. sıraya yükselir.(Bkz.Not)
  BBC Radio 1’de en çok çalınan single olur. Aynı zamanda Amerika Billboard Hot 100 listesine giren ilk ve tek Marillion Single’ı olmayı da başarır.
  Kay Lee’nin alternatif  söylenişi olan Kayleigh,  bu parçanın hit olmasından sonra bir çok anne adayı için doğacak kızlarına isim olarak seçilmiştir.Günümüzde de Kayleigh ismi,İngiltere’de yayınlanan ‘’doğacak çocuklara isimler’’ v.b. başlıklarla piyasada bulunan kitaplarda yer almakta ve ‘‘Marillion adlı müzik grubuna ait bir parçanın adı’’ olarak açıklanmaktadır.
 Fish bu konuyla ilgili olarak,yıllar sonra bir söyleşi esnasında duygularını şu şekilde ifade etmiştir; ‘‘13 yaşındaki Kayleigh adında çocuklara imza vermeye alıştım.’’
  Parçanın videosu Berlin’de çekilir ve Robert MEAD  Fish’in çocukluğunu canlandıran oyuncu olarak boy gösterir.(Robert MEAD, Marillion’ın albüm ve single kapaklarını hazırlayan ressam  Mark WILKINSON tarafından keşfedilmiştir ve WILKINSON’ın yan komşusunun oğludur. MEAD aynı zamanda Misplaced Childhood albümü,Kayleigh,Lavender ve Heart Of Lothian Single’larının  kapaklarında yer alır.Lavender dışındaki kapak tasarımlarında o bildik kırmızı üniforması ile görülür.)
  Videoda boy gösteren bir diğer kişi de daha sonra Fish’in eşi olacak olan Tamara NOWY adlı Alman kadındır.(2003 yılında ayrılırlar.)
(Not) Misplaced Childhood albümünün İngiltere listelerinde 1 numaraya yükselmesine rağmen Kayleigh’nin listelerde 2 numarada kalmasını ilginç bulmuştum.Konuyu derinlemesine inceleyince şöyle bir durumla karşılaştım;11 Mayıs 1985’de,yani Kayleigh’nin single olarak yayınlandığı günlerde İngiltere Bradford City’de bir futbol maçı esnasında stadyumda yangın çıkar ve 56 kişi ölür.Bu olayda ölen ve yaralananlara yardım amacıyla,aralarında ünlü müzisyen,aktör,TV starları  gibi kişilerinde bulunduğu The Crowd adlı bir topluluk meydana getirilir ve ‘’You’ll Never Walk Alone’’ adlı bir single kaydedilip yayınlanır,doğal olarak da hızla 1 numaraya yükselir.
 Muhtemel ki,stadyum kurbanlarına yardım amacıyla piyasaya sürülen bu Single,bu özelliğiyle listelerde 1 numarada kalarak Kayleigh’nin 1 numaraya yükselmesine engel olmuştur.

Robert MEAD ve FISH                                             Robert MEAD


Galashiels kentindeki Market Square’in kaldırımlarına işlenmiş Kayleigh lirikleri.


2012 yılında Scottish Borders Council’ün aldığı kararla parçada geçen bazı bölümlerin Galashiels kentiyle olan bağlantısına dikkat çekmek amacıyla,şarkının sözlerinden bazı alıntılar bu kentteki Market Square’in kaldırımlarına işlenmiştir.

SÖZLERE DAİR NOTLAR

NOT 1 : Fish’in Cambridge’de bir kız okulunda okuyan  arkadaşı vardır , erkeklerin girmesine müsaade edilmeyen bu okulun civarında kız arkadaşıyla buluşabilmesi için küçük kaçamaklar yapmak gerekmektedir.

NOT 2 : Market Square Heroes parçasında bahsi geçen meydan Aylesbury kentinde idi.Bu parçada bahse konu olan meydan ise Galashiels kentindedir.
NOT 3 : Bu sözler İngiliz Şarkıcı ve söz yazarı Clifford T.Ward’ın 1973 tarihli Home Thoughts albümünde bulunan Home Thoughts From Abroad şarkısındaki "Oh and by the way, how's your broken heart?’’ dizelerine bir göndermedir.
‘‘By the way didn't I break your heart?’’  = ‘‘Oh and by the way, how's your broken heart?’’

NOT 4 : Stiletto : (İnce topuklu ayakkabı.) Galashiels’de bir kolej balosundan dönerken balo giysileriyle karda yaptıklara dansa ithafen.

NOT 5 : Hatırlayalım, Script For A Jester’s Tear parçasında şöyle bir dize vardı : ‘‘I never did write that lovesong. (Bu aşk şarkısını ben yazmadım.)
Fish burada ise ‘‘Hala bu aşk şarkısını yazmaya çabalıyorum’’ dizesiyle ilk albüme gönderme yapıyor.(Aynı gönderme Blind Curve parçasında da vardır.)

NOT 6 : We were wrong, oh so very wrong. 1987 yılında Marillion’ın Almanya Loreley’de verdiği unutulmaz konserde parçanın sonunda Fish’in bu ilave sözleri söylediği duyulur.


FISH İLE 1995 YILINDA YAPILAN BİR SÖYLEŞİDEN NOTLAR :                                             
‘‘Kayleigh ,bir çeşit özür dilemeydi,o zamanlar allak bullak bir haldeydim,biliyorsun,bir çok uzun süreli ilişkim oldu,bir çok derin ve anlamlı ilişki, aslında kariyer ve nereye varmak istediğim takıntısı yüzünden harap haldeydim.
Çok,çok bencildim ve sadece ünlü bir şarkıcı olmak istiyordum fakat sebep olduğum bazı yıkımların farkına varmaya başladım, ve Kay’de bu yoldaki kurbanlardan biriydi.
Kayleigh sadece bir kişi hakkında değildi,yaklaşık üç veya dört farklı kişi hakkındaydı.
‘‘Stiletto ile karda dans’’ Galashiels’de (İskoçya) olan bir şeydi,hatırladığım kadarıyla bir gece çıktık ve ikimizde çok sarhoştuk,ve sokak ışıkları altında dans ettik……’’

KAYLEIGH HAKKINDA BİR DİNLEYİCİ YORUMU :
‘‘ Tamamen Fish’in geçmişinden resmedilmiş ve şimdi üzerinden yirmi yıldan fazla geçmesine rağmen en ünlü ve en tanınan Marillion şarkısı. Kayleigh kırık bir aşk hikayesini ve Fish’in bu konudaki pişmanlıklarını anlatır;boş bir ümitle geçmişe dönmek ve verdiği hasarı onarmak ister gibidir. Bu canlı,yüksek tempo parça Rothery’nin neredeyse popvari gitarıyla sürüklenir,parçanın ortasında ise gayet prog rock stili bir solo bulunur. Parça o kadar ilgi çeker ki,daha önceki iki albüm ve Single’ların yapamadığını yaparak listelerde iki numaraya çıkar…..’’
 
SONSÖZ :   Bu büyük hit parçaya ilham kaynağı olan Kay  Ekim 2012’de hayata veda eder ve 24 Ekim 2012 tarihinde Marillion Facebook sayfasından Kay’in ölüm haberi şu şekilde verilir ; ‘‘Sad news via Fish - Kay - who inspired our song Kayleigh - has sadly died. RIP Kay’’

Hakan TAŞAN



« Last Edit: Haziran 22, 2016, 05:38:52 ÖS by metafiz »