Author Topic: Sinema  (Read 62595 times)

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: Sinema
« Reply #30 on: Aralık 18, 2010, 01:21:00 ÖÖ »
Yukarıda ki listeden yola çıkıp kendi kişisel favori filmler listemi oluşturacak olursam;

-The Godfather ( I-II) - The Graduate -  One Flew Over the Cuckoo's Nest - 2001: A Space Odyssey - Bonnie and Clyde - Apocalypse Now -  A Clockwork Orange - Taxi Driver - The Deer Hunter - Platoon - Fargo - Goodfellas - Pulp Fiction

İsimleri çıkar. Liste harici favorilerimi ise başka bir zamanda yazarım. Mehmet arkadaşımızın muazzam film arşivine gıpta ettiğimi eklemek isterim bu arada.
« Last Edit: Aralık 18, 2010, 02:55:38 ÖÖ by bay.c »
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

b4usleep

  • Guest
Ynt: Sinema
« Reply #31 on: Aralık 21, 2010, 02:11:05 ÖÖ »
The Extraordinary Adventures of Adèle Blanc-Sec / Adele'nin olağanüstü maceraları

Filmin orijinali Fransızca  Les aventures extraordinaires d'Adèle Blanc-Sec

İnanılmaz ince esprilerle dolu 2010 Fransız - Belçika ortak yapımı komedi filmi. Bir de Lousie Bourgoin çok güzel. Görsel efektler biraz zayıf kalmışsa da önemli değil kesinlikle çok eğlenceli bir film.

http://www.traileraddict.com/trailer/adele-blanc-sec/international-trailer
« Last Edit: Aralık 21, 2010, 02:15:08 ÖÖ by b4usleep »

metafiz

  • Posts: 943
    • View Profile
    • Email
Ynt: Sinema
« Reply #32 on: Ocak 06, 2011, 12:34:34 ÖÖ »
Az önce Av Mevsimi'ni izledim. Senaryo olarak gayet başarılıydı. 10 üzerinden 8 verilir filme. Yalnız çok sevip saydığımız Şener Şen bazı yerlere pek yakışmamış, polislik ve katil yakalama kimliği pek üzerine oturmamış gibiydi. Cem Yılmaz'ında uzun zamandır farklı bir ekiple oynadığı ilk filmdi sanırım. Karadenizli rolünü, polislik rolünü çok başarılı oynadı. Karadenizlilerin o tatlı asi, inatçı tavırlarını çok güzel yansıttı. Ölürken bile gülümsetti diyebilirim :) Gösterime gireli çok oldu ama bizim buralara daha yeni uğruyor bu filmler.

metafiz

  • Posts: 943
    • View Profile
    • Email
Ynt: Sinema
« Reply #33 on: Ocak 06, 2011, 12:36:07 ÖÖ »
Ayrıca Çetin Tekindor'u unutmamak gerekir. Her zamanki gibi ben yine çok başarılı buldum. Yukarıda Şener Şen hakkında yazdıklarımıda yanlış anlamayın. Sadece bazı sahnelerdeki duruşlar olmamış gibiydi.

Porcupine Tree

  • Guest
Ynt: Sinema
« Reply #34 on: Ocak 06, 2011, 12:52:59 ÖÖ »
Ayrıca Çetin Tekindor'u unutmamak gerekir. Her zamanki gibi ben yine çok başarılı buldum. Yukarıda Şener Şen hakkında yazdıklarımıda yanlış anlamayın. Sadece bazı sahnelerdeki duruşlar olmamış gibiydi.

Film güzeldiden ziyade fena değildi benim için.
« Last Edit: Şubat 02, 2011, 01:51:25 ÖÖ by marvin »

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: Sinema
« Reply #35 on: Ocak 06, 2011, 01:32:05 ÖÖ »
Az önce Av Mevsimi'ni izledim. Senaryo olarak gayet başarılıydı. 10 üzerinden 8 verilir filme. Yalnız çok sevip saydığımız Şener Şen bazı yerlere pek yakışmamış, polislik ve katil yakalama kimliği pek üzerine oturmamış gibiydi. Cem Yılmaz'ında uzun zamandır farklı bir ekiple oynadığı ilk filmdi sanırım. Karadenizli rolünü, polislik rolünü çok başarılı oynadı. Karadenizlilerin o tatlı asi, inatçı tavırlarını çok güzel yansıttı. Ölürken bile gülümsetti diyebilirim :) Gösterime gireli çok oldu ama bizim buralara daha yeni uğruyor bu filmler.
Hadi adını koyalım, Şener Şen bu role hiç yakışmamış, rolün altından kalkamamış. Cem Yılmaz fena değildi, Çetin Tekindor ustalığını konuşturmuş, diğerlerini salla gitsin. Bunun yanında filme 10 üzerinden 4 veririm, filmin hiç bir ilginç bir tarafı yok, bunda da Yavuz Turgul sinemasının kendini tekrarlamasının payı çok ( kafiyeli bitirdim... :) ).
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

metafiz

  • Posts: 943
    • View Profile
    • Email
Ynt: Sinema
« Reply #36 on: Ocak 06, 2011, 01:57:57 ÖÖ »
Az önce Av Mevsimi'ni izledim. Senaryo olarak gayet başarılıydı. 10 üzerinden 8 verilir filme. Yalnız çok sevip saydığımız Şener Şen bazı yerlere pek yakışmamış, polislik ve katil yakalama kimliği pek üzerine oturmamış gibiydi. Cem Yılmaz'ında uzun zamandır farklı bir ekiple oynadığı ilk filmdi sanırım. Karadenizli rolünü, polislik rolünü çok başarılı oynadı. Karadenizlilerin o tatlı asi, inatçı tavırlarını çok güzel yansıttı. Ölürken bile gülümsetti diyebilirim :) Gösterime gireli çok oldu ama bizim buralara daha yeni uğruyor bu filmler.
Hadi adını koyalım, Şener Şen bu role hiç yakışmamış, rolün altından kalkamamış. Cem Yılmaz fena değildi, Çetin Tekindor ustalığını konuşturmuş, diğerlerini salla gitsin. Bunun yanında filme 10 üzerinden 4 veririm, filmin hiç bir ilginç bir tarafı yok, bunda da Yavuz Turgul sinemasının kendini tekrarlamasının payı çok ( kafiyeli bitirdim... :) ).

Polisiye sevdiğimdenmidir nedir ben bu tarz filmlere çok iyi olmasada olumlu yaklaşırım. O yüzden 10 üzerinden 8 dedim :) Ama bay.c çok katı olma. Bu tarz filmler daha yeni yeni gelişiyor Türkiye'de. Ondan önce hatırladığım Sis ve Gece vardı. Ama orda tabiki oyunculuktan ziyade Ahmet Ümit'in kalemi konuşuyordu.

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: Sinema
« Reply #37 on: Ocak 06, 2011, 02:20:08 ÖÖ »


Polisiye sevdiğimdenmidir nedir ben bu tarz filmlere çok iyi olmasada olumlu yaklaşırım. O yüzden 10 üzerinden 8 dedim :) Ama bay.c çok katı olma. Bu tarz filmler daha yeni yeni gelişiyor Türkiye'de. Ondan önce hatırladığım Sis ve Gece vardı. Ama orda tabiki oyunculuktan ziyade Ahmet Ümit'in kalemi konuşuyordu.
Sis ve Gece filmi polisiye olmasından çok ucundan kıyısından dokunduğu politik yönü, karanlık atmosferi ve dönem filmi olması sebebiyle kayda değer gelmişti bana.

Bu filme, 10 üzerinden 6 not veririm.

Ahmet Ümit'in kalemine gelirsek; kendisini hiç okumadım o yüzden bu konuda yorum yapmıyayım...

Polisiye edebiyat dersek; daha önce forumumuzun edebiyat başlığında belirttiğim gibi bu türde Patricia Highsmith derim başka bir şey de demem... Polisiye türünü aşan tarzda, bambaşka bir polisiye yazarıdır kendisi, onun da pek çok eseri filme çekilmiştir bu arada.
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

metafiz

  • Posts: 943
    • View Profile
    • Email
Ynt: Sinema
« Reply #38 on: Ocak 06, 2011, 02:22:14 ÖÖ »
bay.c bence Ahmet Ümit'i mutlaka okumalısın. Bana kitap okuma alışkanlığı kazandıran yazardır. Beyoğlu Rapsodisi ile başladı herşey. Ondan sonra bir ara sürekli polisiye okudum sonra gittikçe kitap okuma alışkanlığım gelişti. Benim hayatımda önemli bir noktadır Ahmet Ümit.

bay.c

  • Genel Moderatör
  • Posts: 2319
    • View Profile
    • Email
Ynt: Sinema
« Reply #39 on: Ocak 06, 2011, 02:27:04 ÖÖ »
bay.c bence Ahmet Ümit'i mutlaka okumalısın. Bana kitap okuma alışkanlığı kazandıran yazardır. Beyoğlu Rapsodisi ile başladı herşey. Ondan sonra bir ara sürekli polisiye okudum sonra gittikçe kitap okuma alışkanlığım gelişti. Benim hayatımda önemli bir noktadır Ahmet Ümit.
Tavsiyene uyacağım metafiz... ;)
Ne zaman yukarılara tırmansam "EGO" diye bir köpek tarafından takip ediliyorum.

FRIEDRICH NIETZSCHE

Porcupine Tree

  • Guest
Ynt: Sinema
« Reply #40 on: Ekim 16, 2011, 09:56:05 ÖS »
Vengo filmini tavsiye ederim. Tony Gatlif yönetmiş. Endülüs'te geçiyor. Ayrıca müzikleri de muhteşem.

b4usleep

  • Guest
Ynt: Sinema
« Reply #41 on: Ekim 16, 2011, 10:28:53 ÖS »
Soğuk algınlığı yüzünden 3 gündür yatıyorum. Hasta olmak elbette iyi bir şey değil ama iyi tarafından bakarsak iyileşmeyi beklerken vakti değerlendirmek gibi bir kazanç söz konusu. Ben de genellikle film izleyerek geçiriyorum bu vakti. Burda bahsetmek istediğim 2 film var bugünlerde izlediğim. 2008 yapımı The Bank Job ve 2007 yapımı Hot Fuzz. İlki bir soygun 2. si komedi ikisi de İngiliz filmi. İngiliz filmlerinin kanımca Amerikan filmlerinden en büyük farkı oyuncuların güzel görünüşlü olma zorunluluğunun olmayışıdır. Bunun sebebi belkide Anglosaksonların nesiller boyu aktaracakları genetik "güzellik" öğelerinin pek fazla olmamasıdır. Kısacası çirkin insanlardır İngilizler.

Fakat estetik açıdan nispeten çirkin sayılabilecek bu insanların filmleri için sözünü etmemiz gereken bir diğer özellik ise İngiliz filmlerindeki dialogların çok daha akıllıca olduğudur. Eh ne de olsa edebiyat derslerinde bol bol Shakespeare okuyorlar. Yani adam çirkin ama ağzı laf yapıyor :)

The Bank Job bir soygun filmi. İşin ilginç yanı bu olağan üstü senaryo kurgu değil tamamen gerçek. Yani şöyle; 1971 yılındaki Baker Street'ki soygun, Micheal X'in hikayesi ve o yıllarda İngiliz polisinde yaşanan rüşvet Skandalı ve Prenses Margaret'in skandal resimleri gerçek olaylar. Filmde bütün bu olaylar inandırıcı bir şekilde bir biri ile ilişkilendirilmiş.

Hot Fuzz ise küçük bir kasabaya tayin edilen işgüzar bir polisin hikayesi. Film boyunca çok ince bir sürü espri serpiştirilmiş. "Ekşın" olarak da Amerikan olanlardan aşağı değil. Her ikisini de film meraklılarının seyretmesini ısrarla tavsiye ederim.
« Last Edit: Ekim 16, 2011, 10:30:59 ÖS by b4usleep »

Porcupine Tree

  • Guest
Ynt: Sinema
« Reply #42 on: Ekim 16, 2011, 10:36:31 ÖS »
The Bank Job filmini izlemiştim. Fena film değildi. Londra sokaklarının güzelliğini görmek için bile izlenir. Hot Fuzz da bilmem kaç aydır bilgisayarımda durup da açıp izlemeye fırsatım olmayan filmlerden biri.

A Saucerful of Secrets

  • Guest
Ynt: Sinema
« Reply #43 on: Ekim 16, 2011, 10:38:33 ÖS »
Soğuk algınlığı yüzünden 3 gündür yatıyorum. Hasta olmak elbette iyi bir şey değil ama iyi tarafından bakarsak iyileşmeyi beklerken vakti değerlendirmek gibi bir kazanç söz konusu. Ben de genellikle film izleyerek geçiriyorum bu vakti. Burda bahsetmek istediğim 2 film var bugünlerde izlediğim. 2008 yapımı The Bank Job ve 2007 yapımı Hot Fuzz. İlki bir soygun 2. si komedi ikisi de İngiliz filmi. İngiliz filmlerinin kanımca Amerikan filmlerinden en büyük farkı oyuncuların güzel görünüşlü olma zorunluluğunun olmayışıdır. Bunun sebebi belkide Anglosaksonların nesiller boyu aktaracakları genetik "güzellik" öğelerinin pek fazla olmamasıdır. Kısacası çirkin insanlardır İngilizler.

Fakat estetik açıdan nispeten çirkin sayılabilecek bu insanların filmleri için sözünü etmemiz gereken bir diğer özellik ise İngiliz filmlerindeki dialogların çok daha akıllıca olduğudur. Eh ne de olsa edebiyat derslerinde bol bol Shakespeare okuyorlar. Yani adam çirkin ama ağzı laf yapıyor :)

The Bank Job bir soygun filmi. İşin ilginç yanı bu olağan üstü senaryo kurgu değil tamamen gerçek. Yani şöyle; 1971 yılındaki Baker Street'ki soygun, Micheal X'in hikayesi ve o yıllarda İngiliz polisinde yaşanan rüşvet Skandalı ve Prenses Margaret'in skandal resimleri gerçek olaylar. Filmde bütün bu olaylar inandırıcı bir şekilde bir biri ile ilişkilendirilmiş.

Hot Fuzz ise küçük bir kasabaya tayin edilen işgüzar bir polisin hikayesi. Film boyunca çok ince bir sürü espri serpiştirilmiş. "Ekşın" olarak da Amerikan olanlardan aşağı değil. Her ikisini de film meraklılarının seyretmesini ısrarla tavsiye ederim.

hot fuzz'ın yazarı Edgar Wright önemli bir yönetmen. filmleri inanılmaz komik. diğer filmlerine de göz atmanı öneririm.

Porcupine Tree

  • Guest